Özel | Exklusiv: Ana muhalefet CHP nasıl iktidar olur? | Wie kommt die CHP an die Macht?

Oppositionsführer Kemal Kılıçdaroğlu, Vorsitzender der säkularen Partei CHP

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Ana muhalefet CHP nasıl iktidar olur? | Wie kommt die CHP an die Macht?

Von Kürşat Akyol

Seçimlerden yaklaşık bir hafta sonra muhalefet ittifakı dağılınca, CHP yine bir başına kaldı. 40 yıldır sağcılarla yaptığı zayıf koalisyonlar dışında iktidar yüzü görmeyen CHP’nin, milliyetçi ve siyasal İslamcılar’dan umduğu medet bir kez daha boşa çıktı. Yine de CHP içinde hala “karşı mahalle”ye de hitap etmek isteyenler var. Bu haliyle, iktidar alternatifi olabilme olasılığını düşünmek komik bile değil.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

24 Haziran seçimleri, siyasal İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidara geldiğinden beri ilk kez umut olan muhalefetin çöküşüyle sonuçlandı. Seçimlerden yaklaşık bir hafta sonra, muhalefet ittifakı tamamen dağıldı. Oysa, önümüzde 9 ay sonra yapılacak yerel seçimler var.

Bu yerel seçimler, 24 Haziran’daki yenilgiye rağmen, aslında hala muhalefete umut olabilecek nitelikteydi. Çünkü, geçen yıl 16 Nisan’da yapılan başkanlık sistemine “evet / hayır” referandumunda, iktidar blokuyla muhalefet blokunun oy oranları ilk kez birbirine bu kadar yaklaşmıştı.

İktidar, yüzde 50’nin yalnızca 1,4 puan üzerindeydi. Muhalefet, üç büyük kent İstanbul, Ankara ve İzmir’de iktidarı geçmeyi başarmıştı. Bunlar, önümüzdeki yerel seçimler için önemli kozlardı.

24 Haziran’da, iktidar İstanbul’u ve büyük oranda Ankara’yı geri aldı. Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kalesi üçüncü büyük kent İzmir, muhalefette kaldıysa da, ülke genelinde psikolojik üstünlük iktidara geçti. Yine de iktidar ittifakı, yüzde 50’den 2,6 puan fazla oy aldı.

Ancak, CHP içinde başkan adayı karizmatik lider Muharrem İnce’yle, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki nasıl sonuçlanacağı henüz bilinmeyen beklenmedik yarış da, ana muhalefet seçmeninin 24 Haziran’dan kalma moral bozukluğunu katmerledi.

Sonuç olarak, muhalefet ittifakının dağılmasına paralel olarak AKP, ittifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’yle (MHP) birlikte, yine yarışta uzun arayla tek başına. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca altını çizdiği gibi, iktidar ittifakı devam edecek. Erdoğan partililerine, ortakları ve muhalefet dahil, seçimlerde kırılmış olabilecek her seçmenin gönlünü almasını ısrarla söylüyor.

Kim ne derse desin, o ya da bu şekilde, son 16 yılda 13 seçim kazanan Erdoğan’ın siyasi dehasına söylenebilecek bir söz yok. Bugün Erdoğan, bir taraftan milliyetçi söylemleriyle kutuplaştırdığı az farklı çoğunluğuna hala daha fazla destek arayışındayken, muhalefet neredeyse paramparça.

Oysa Türkiye, Türk-Kürt, Sünni-Alevi ve muhafazakar-laik diye en az üç parçaya bölünmüş durumda. Bu kamplar arasında oy geçişkenliği neredeyse yok denecek kadar az. Bir ifadeyle, seçmenler, kazansa da kaybetse de, bir sonraki maçta takımlarına desteklerini fanatik biçimde sürdüren taraftarlar gibiler.

Bunun sonucu da, 1977 yılından bu yana, hemen hemen belli. Yüzde 60-65 sağ, kalanı sol. Sol, sağcılarla yaptığı zayıf koalisyonlar dışında iktidar görmedi son 40 yılda.

Tüm bunlar, sol muhalefetin, günübirlik konjonktürel siyasi hareketlerle değil, ideolojik yatırımlarla yol alabileceğinin en somut ve keskin göstergeleri. Bu halleriyle, iktidar alternatifi olabilme olasılığını düşünmek komik bile değil.

Ve artık karşılarında, Meclis’te çoğunluğunu yitirmiş olsa da, ittifakını ayakta tutan Erdoğan’ın çok daha güçlü “tek adam” rejimi var.

Diğer tarafta ise, bir CHP sözcüsünün ifadesiyle hala “karşı mahalle”ye hitap etmekten medet umacak kadar naif bir ana muhalefet. “Karşı mahalle”nin sağ hassasiyetlerini gözeterek, İslamcı ve milliyetçi kesimden oy geçişkenliği sağlama söylemi, kemikleşmeye yüz tutmuş kutuplaşma ikliminde hiçbir gerçekçiliği olmayan bir pragmatizmden öte bir anlam ifade etmiyor. Bu yolla, sol değerler, popülizm beklentisiyle iyice örseleniyor.

Pek çok siyasi gözlemciye göre, CHP’nin karşı mahalleye açılmaktan çok kendi mahallesini derleyip, toparlaması ve genişletmesi gerekiyor. Kendi mahallesine en yakın parti ise, ne son seçimlerdeki ittifak ortaklarından milliyetçi İyi Parti (İP), ne de siyasal İslamcı Saadet Partisi (SP). Bu parti, Türkiye’nin Meclis’te temsil edilen belki de tek sol partisi Kürt tabanlı Halkların Demokratik Partisi (HDP).

CHP’nin, seçimlerden hemen sonra aslına rücu edip, iktidara göz kırpıştıran milliyetçi ve İslamcılar’la kol kola, kolay yoldan iktidara gelme stratejisinin yalnızca bir hayalden ibaret olduğu, 24 Haziran’da tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.

HDP’yle gerçek bir işbirliği ve ittifak yaratıp, sol tabanı güçlendirmeye yönelmekten başka çaresi yok. Kuşkusuz, bu çok uzun soluklu bir politika ve strateji gerektiriyor. Ancak aksi durumda, CHP’nin daha uzun yıllar iktidardan uzakta kalmaktan başka bir seçeneği var gibi de görünmüyor.

Stand: 10.07.2018, 20:53