Türkiye’de muhafazakârlar neyi “muhafaza” ediyor?

Die Sultanahmet Moschee in Istanbul

Sansürsüz Türkiye - Özel

Türkiye’de muhafazakârlar neyi “muhafaza” ediyor?

Von Bülent Mumay

İktidarla tanışan muhafazakarlar, rant uğruna tarihsel mirasa ihanet ediyor. İslamcı tabana şirin görünecek yasaklara imza atarken, mesele inşaat olunca liberalizm bayrağını Adam Smith’in elinden alıp daha da yükseğe taşıyor!

Muhafazakârlık, kelimenin kökeninin gerektirdiği gibi, bir şeyleri muhafaza etmeyi esas alır. Neredeyse dünyanın tümünde kendini muhafazakâr olarak tanımlayan siyasi hareketler, liberal akımlara göre değişime daha mesafelidirler. Liberalizmin fikir babası olarak sayılan Adam Smith “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” der malum. Muhafazakâr siyaset ise pek öyle her şeyin yapılmasına izin vermez, hatta “Dur bakalım nereye geçiyorsun öyle bakalım” diye sorar. Liberalizm neredeyse sınırsız ve fütursuz serbesti tanırken, muhafazakârlar özgürlükleri dirhemle vermeyi tercih ederler.

Bu durum özgürlükler minvalinde Türkiye’de de farklı değildir elbette. Muhafazakâr siyaset, Türkiye’de hep fren vazifesi görmüştür. AKP’nin 15 yıllık iktidarında Türkiye her türlü özgürlükten ve Batılı değerlerden gitgide uzaklaştı. Büyükçe bir muhafazakâr kasabaya dönüştü.

BIRAKINIZ GÖKDELEN DİKSİNLER

Yalnız ilginç bir biçimde, muhafazakâr siyasetin olmazsa olmazlarından biri, bizimkilere pek bulaşmadı. Geçmişten gelen kurumları, yapıları, mimariyi korumak ve yaşatmak. Mesele özgürlükler olunca muhafazakârlıklarını anımsayanlar, ucu ranta değen her meselede “şanlı tarih”lerini unutmakta pek mahir. Ülkenin tüm taşra tipi siyasetçileri, tarihi bir eseri korumak söz konusu olduğunda birer küçük Adam Smith’e dönüyorlar: “Bırakınız yıksınlar, bırakınız gökdelen diksinler!”

Osmanlı’nın efsane isimlerinden Mimar Sinan’ın camisi minareli plazaya çevrildi. Selçuklu’nun külliyesine Amerikan mutfak eklediler, Roma’dan kalan Aspendos tiyatrosuna mermer döşediler, İshakpaşa Sarayı’nın tepesini plastik doğramayla kapattılar.

6 MİNAREYE 3 GÖKDELEN EKLENDİ

Osmanlı’nın son dönemlerinden bu yana kullanılan ve İstanbul’un sembolü haline gelen şehir hatları vapurlarının yerine, yüzen konserve kutuları inşa ettiler. İnşaat endüstrisine yaslanan bir ekonomi kuranlar, camilere gökdelenlerden yeni minareler eklemeyi ihmal etmediler. İstanbul siluetinin en önemliparçalarından biri olan Sultanahmet Camii’nin 6 minaresinin arasında 3 gökdelenin yükselmesine seyirci kaldılar.

AKP’nin yönettiği Zeytinburnu İlçesi’nde inşa edilen bu 3 gökdelenin hikayesi, Türkiye’nin son döneminin özetidir aslında. Kısa sorulara, kısa cevaplarla anlatayım meseleyi… Bu kuleleri kim inşa ettirmişti? Erdoğan’ın imam hatipten sınıf arkadaşı Mesut Toprak. Araziyi kimden almıştı? Devletten. Arazi Erdoğan’ın arkadaşına geçtikten sonra ne yapılmıştı? Erdoğan’ın partisinin yönettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arazideki inşaat iznini 2.5 katına çıkarmıştı.

İŞTE TÜRK TİPİ MUHAFAZÂKARLIK

Kulelerin, minarelerin arasında yükselmesi kamuoyunda tepkiye yol açınca, yargıdan “fazla katların tıraşlanması” kararı çıktı. AKP’nin yönettiği belediyeler, kararı uygulamadı elbette. Hem de Erdoğan’ın talimatına rağmen! Şaşırtıcı, değil mi? Hatta Cumhurbaşkanı, sınıf arkadaşına kırgınlığını basınla paylaşmaktan çekinmemişti: “Sahibiyle konuştum. Tıraşlayın dedim. Ama hiçbir şey yapmadılar. O yüzden çok kırıldım, 5 yıldır konuşmuyorum.”

Küslük nihayet sona erdi. Erdoğan, tıraşlanmayan gökdelenlerin sahibi Mesut Toprak ile yıllar sonra bir araya geldi. Hayır hayır, gökdelenler tıraşlanmadı. İkisinin mezun olduğu okulun yeni binasının açılış töreninde buluştular. Erdoğan, artık kendi adını taşıyan Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni açtı. Peki binayı kim yaptırmıştı? Sınıf arkadaşı Mesut Toprak elbette. Kendisine çok kırılan Cumhurbaşkanı’nın gönlünü almış oldu. 

Bu gökdelenlere ev sahipliği yapan Zeytinburnu Belediyesi, ilçe sınırları dahilindeki sitelerde açık havuz yapılmasını yasakladı. “Muhafazakâr”ların yönettiği belediye, toplu konutlarda mescit yapılmasını şart koştu. Bir oda ve bir salondan oluşan küçük dairelerin inşa edilmesini de, “uygunsuz işler yapıldığı” gerekçesiyle yasakladı. Özetle, Türk tipi muhafazakarlığın sırrı çok basit: “Rant uğruna tarihe ihanet et, İslamcı tabana yasaklarla selam çakarak yola devam et.

Stand: 14.12.2017, 14:00