Özel | Exklusiv: Erdoğan, iktidarı tamamen yitirebilir | Erdogan könnte völlig machtlos werden

Tayyip Erdogan

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Erdoğan, iktidarı tamamen yitirebilir | Erdogan könnte völlig machtlos werden

Von Kürşat Akyol

Erdoğan ilk turda başkan seçilemezse, kutuplaştırarak birleşmesine neden olduğu muhalefet blokundan oy geçişi sağlamak zorunda. Ancak, muhalefetin birlik görüntüsü, böyle bir geçişin zor olduğunu gösteriyor. Erdoğan, kendi yarattığı kutuplaşmada sıkıştı. Yeniden seçimlere gidilmesi söylemi ise, Erdoğan için gerçekçi değil.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını pekiştirmek ve güvence altına almak için yıllar boyunca yarattığı kutuplaşma ve kamplaşmanın içinde sonunda kendi sıkıştı kaldı.

Görünen o ki, sırf “tek adamlık” mertebesine ulaşmak için geçen yıl 16 Nisan’da gittiği başkanlık referandumu siyasi hayatının en büyük hatası oldu. 2013’te Gezi Parkı Protestoları’yla kendisine karşı bir arada durmanın çözüm olabileceğini gören muhalefet, 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP’yi ilk kez tek başına hükümet kurmaktan uzaklaştırmıştı.

Erdoğan, o dönemde koalisyonu reddederek, kanlı ayların ardından ülkeyi 1 Kasım’da yeniden sandık başına gitmeye zorladı. Bu seçimde tek başına iktidarı yeniden ele geçirmekten güç alarak, 16 Nisan referandumunda istediği olağanüstü başkanlık yetkilerine kavuştu.

Ancak bu referandum, muhalefete “Hayır” cephesinde birleşme olanağı sağladı. Kaybetmelerine karşın aradaki farkın kılpayı olması, muhalefete ilk kez Erdoğan’ı yenebilme umudu ve güveni aşıladı. Erdoğan, bugün bunun sancısını yaşıyor.

Baskın 24 Haziran seçimleriyle muhalefeti hazırlıksız yakalama hamlesine karşın, karşısında birleşik bir cephe bulması, bu pazar günü yapılacak seçimlerde Erdoğan’ın 16 yıllık iktidarının son bulabilmesi olasılığını doğurdu.

Pek çok tahmin, Erdoğan’ın ilk turda yüzde 50’nin üzerinde oy alarak başkan seçilemeyeceğini, seçmenin nihai kararını iki hafta sonraki ikinci turda vereceğini öngörüyor.

Çoğunlukla Kürt oylarını temsil eden Halkların Demokratik Partisi’nin barajı geçmesi de önemli beklentiler arasında. Bu durumda, Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi’yle (MHP) birlikte oluşturduğu “Cumhur İttifakı”nın Meclis’te çoğunluğu yitirmesi kuvvetli olasılık.

Erdoğan’a karşı ana muhafetteki laik Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), MHP’den kopan milliyetçilerin kurduğu İyi Parti (İP) ve AKP’nin geleneğinden geldiği muhafazakar Saadet Partisi’nden (SP) oluşan “Millet İttifakı” ise, HDP’nin de desteğiyle muhalif blokun bundan sonra da tek parça halinde kalacağını gösteriyor.

Erdoğan’ı iyice köşeye sıkıştıran işte bu uzlaşma ve birliktelik görüntüsü. Çünkü, büyük olasılıkla CHP adayı Muharrem İnce’yle yarışacağı ikinci turda seçilebilmesi için, kutuplaştırarak birleşmesine neden olduğu bu bloktan oy geçişi sağlamak zorunda.

Bu nedenle, kampanya boyunca 16 yıldır gerçekleştirmeyi reddettiği pek çok politikayı seçmenlere vaat etti. Hayvan haklarından, demokratikleşmeye ve hatta birkaç hafta öncesine kadar sürdürmekte ısrarla direttiği Olağanüstü Hal’in kaldırılmasına kadar.

Sonunda mesele öyle bir raddeye geldi ki, Erdoğan seçimlere 4 gün kala, yıllarca “kriz, fakirlik ve iflas” diye tanımladığı koalisyona bile yeşil ışık yaktı. Oysa, henüz geçen ay AKP’nin Meclis’te çoğunluğu kaybetmesi durumunda A, B ve C planları olduğunu söylüyordu.

Görünen o ki, Erdoğan, 7 Haziran 2015’te ilk defa Meclis’te çoğunluğu kaybettiğinde ısrarla reddettiği koalisyona, bugün ister-istemez razı. “Cumhur İttifakı 300’ün altında kalırsa koalisyon arayışına gidebilir” diyor.

Halbuki, partisinin kıdemli isimlerinden Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Erdoğan’ın başkan seçilmesi, ancak Meclis çoğunluğunun muhalefete geçmesi durumunda, tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi yeniden seçimlere gidilebileceğini açıklamıştı. Bu söylem, pek çok kişiye iki seçim arasındaki kanlı süreci hatırlattı.

Ancak, bunun Erdoğan için işler bir yanı yok. Çünkü, yeni Meclis seçimleri, yeni anayasa gereği başkanlık seçimlerinin de tekrarı demek. Bu da, daha önce iki kez başkan seçilmiş Erdoğan’ın üçüncü kez aday olma şansının bulunmaması demek.

Tüm bunlar, tek istediği otoriter rejimini sürdürmek olduğu bariz görünen Erdoğan’ın göze alamayacağı riskler. Zira, artık arkasında anayasayı istediği zaman istediği gibi değiştirebileceği bir siyasi güç yok.

Ancak Erdoğan için daha vahimi, Meclis’te çoğunluğu kaybetmesi durumunda seçmenin ikinci turda nasıl bir cevap verebileceğinin de iyice belirsiz olması. Çünkü seçmen Erdoğan’ın 16 yıldır kutuplaşmayla telkin ettiği istikrar ve güçlü liderlik söylemine uyarsa, Meclis’teki çoğunluk gibi başkanlığı da muhalefete verebilir.

Stand: 22.06.2018, 22:05