Özel | Exklusiv: Meclis dışında kalmak, Kürtler’i daha da üzecektir | Sollten die Kurden es nicht ins Parlament schaffen, wird es sie noch mehr betrüben

Die kurdischstämmigen Abgeordneten der HDP im türkischen Parlament.

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Meclis dışında kalmak, Kürtler’i daha da üzecektir | Sollten die Kurden es nicht ins Parlament schaffen, wird es sie noch mehr betrüben

Von Kürşat Akyol

Yüksek Seçim Kurulu’nun, güvenlik gerekçesiyle Güneydoğu’daki 144 bin seçmenin başka yerleşim birimlerinde oy kullanmasına karar vermesi, bu seçmenlerin desteklediği HDP’yi kaygılandırdı. HDP baraj altında kalırsa, kazandığı milletvekillikleri iktidara geçecek. Ama, Kürtler için en kötüsü Meclis’te temsil edilememek olacak.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Başbakan Binali Yıldırım, hafta içinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi kentlerinden Siirt’te yaptığı seçim mitinginde, “Hamdolsun, terör Türkiye’nin ve Siirt’in gündeminden çıkmıştır. Bunun için ne gerekiyorsa yaptık, daha fazlasını yapacağız” diyordu.

Ancak, Türkiye’de seçimlerin işleyişi ve sonuçlarıyla ilgili hukuki kararların tek yetkili mercii Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) aynı gün çıkan Siirt’le ilgili bir karar, Başbakan’ın sözleriyle çok çelişiyordu. YSK, Siirt’in bir köyünde 1995 ve 1997 yıllarında meydana gelen 3 ayrı olay nedeniyle, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerin güvenliğinden endişeli olduğunu belirtiyor ve buradaki seçmenlerin oylarını komşu bir başka köyde kullanmalarına karar veriyordu.

YSK’nın, 1990’lı yıllarda yaşanan şiddet olaylarını örnek göstererek aldığı karara göre, yoğunluklu olarak Kürt seçmenin yaşadığı Güneydoğu’daki 19 kentte, 144 bin seçmen farklı sandıklarda oy kullanacak.

Oysa, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti, özellikle son bir yıldır, Güneydoğu’da şiddetin sona erdiğini söylüyor. Öyle ki, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ifadesiyle, “Türkiye bu konuda bugüne kadar hiç olmadığı kadar güçlü ve sona yaklaştı.”

Aslında, 11 üyeli YSK’nın kararına muhalefet şerhi koyan 3 üye de, güvenlik konusunda iktidara katılıyor. Muhalif üyeler, 1 Kasım 2015 seçimleri ve 16 Nisan 2017 başkanlık referandumunda söz konusu yerleşim birimlerinde seçimlerin güvenlikli bir biçimde yapılabildiğini anımsatıyor ve somut herhangi bir güvenlik nedeni belirtilmeden sandıkların taşınması ya da birleştirilmesine karar verildiğini belirtiyor.

Malum, Güneydoğu Anadolu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) en güçlü olduğu yer. İktidar partisi AKP ikinci sırada. Seçimlerin diğer kilit partilerinin esamesi bile okunmuyor bu bölgede.

HDP’lilere göre, YSK’nın kararları kendi seçmeni üzerinde baskı kurmaya yönelik. YSK’nın, HDP’nin açık ara önde olduğu bu köylerdeki sandıkları, AKP’nin bariz üstünlüğü olan köylere taşıyarak, katılımı azaltmaya çalıştığını söylüyor HDP’liler. Oy sayımının denetlenmesi konusunda da kuşkuları var. Bu nedenle, Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, gönüllülerden oluşan sandık gözlemci ve denetçi ekipleri oluşturuyorlar. Ancak, bu bölgede güvenlik güçlerinin etkisinin fazla olması, endişelerini arttırıyor.

Zira, iktidarın seçimlerden hemen önce çıkardığı yeni düzenlemeler, sandık bölgesine güvenlik gücü çağırılmasına da, mühürsüz oyların geçerli sayılmasına da olanak sağlıyor. Muhalefetin diğer bir kaygısı da, sahte pusulalar yoluyla oyların çalınabileceği yolunda.

Güneydoğu’daki sandıklar, hem 24 Haziran seçimleri, hem de Türkiye’de demokrasinin geleceği açısından çok önemli. Birincisi, 12 Eylül 1980 askeri darbesi kalıntısı yüzde 10 seçim barajının tek muhatabı, HDP. Barajın altında kalma olasılığı bulunan diğer partiler, kurdukları ittifaklar yoluyla Meclis’te temsil hakkı elde edebilecekler. Bu da, AKP’nin seçim sürprizlerinden biriydi malum. Yeni seçim yasasına göre, ittifak kuran partilerden herhangi birisi barajı geçerse, ortakları da geçmiş sayılıyor. HDP, ittifakların dışında kaldığı için bu demokrasi dışı kuraldan yararlanamıyor.

HDP’nin barajın altında kalması, yeni dönemde 600 sandalyenin bulunacağı Meclis’te, AKP’nin büyük olasılıkla çoğunluğu sağlamasına yarayacak. Çünkü, HDP’nin kazanması muhtemel en az 60-80 milletvekilliği iktidar partisine geçecek.

Aslında tüm bunları Türkiye’de herkes biliyor. Defalarca yazıldı, çizildi, anlatıldı. HDP, her fırsatta zaten dile getiriyor. Ancak, iktidar partisi, baskısı altındaki yargıyla birlikte bildiğini okumaya devam ediyor. Türkiye’yi hızla anti-demokratik ve şaibeli bir seçim ortamına sürüklemekten asla imtina etmiyor. Tek amacı sandıktan bir kez daha zaferle çıkmak.

Ancak, bu zafer, mühürsüz oyların geçerli sayıldığı 16 Nisan başkanlık referandumundaki gibi bir kez daha şaibeli olursa, Türkiye demokrasisine büyük maliyetleri olabilir. Çünkü, böyle bir durumda Kürtler, 1991 yılından bu yana ilk kez Meclis’te kendi siyasi partisiyle temsil hakkı bulamamış olacak. Başkanları, milletvekilleri, binlerce yöneticisi ve üyesi hapiste tutulan, 6 milyona yakın oyun sahibi bir partinin şaibeli yollarla Meclis’ten de uzaklaştırılması, Kürtler’i daha da üzecektir.

Stand: 01.06.2018, 16:40