Özel | Exklusiv: Tekmeci müşavir kendini şanslı hissetmeli | Der unbeherrschte Berater sollte sich glücklich schätzen

Yusuf Yerkel, ehemaliger Berater des türkischen Ministerpräsidenten Recep Tayyip Erdogan

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Tekmeci müşavir kendini şanslı hissetmeli | Der unbeherrschte Berater sollte sich glücklich schätzen

Von Kürşat Akyol

301 madencinin öldüğü Soma faciası sonrasında dönemin başbakanı Erdoğan’ı protesto eden bir işçiyi yerdeyken tekmeleyen başbakanlık müşavirinin özrü dört yıl sonra geldi. Bu özrü kabul etmeyen yasaklı tiyatrocu ise, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı. Tiyatrocu, müşavirin yargılanması gerektiğini söylüyordu. Bu görüşün arkasında, başkanlık yarışında Erdoğan’ın en güçlü rakiplerinden İnce de var.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Tiyatro oyuncusu Barış Atay’ın tek kişilik oyunu “Sadece Diktatör” geçen Ocak ayında önce Artvin’de, sonra İstanbul’un belki de en çok tiyatro sahnesi bulunan Kadıköy ilçesinde yasaklanmıştı. Polis, Kadıköy’deki tiyatroları tek tek dolaşarak bildirdi yasağı. Ardından Ankara Valiliği, yalnızca oyunun değil, Atay’ın başkentte yapacağı herhangi bir etkinliğin de yasak olduğunu duyurdu. Gerekçe, kamu güvenliğiydi. Dayanak, Olağanüstü Hal uygulaması.

Atay, birkaç gün önce yazdığı bir tweet nedeniyle gözaltına alındı. Gözaltı, popüler bir gazetecinin, sahipliği iktidar yanlısı bir patrona geçen çok satışlı gazetesindeki sütununda yazdığı “Lütfen bu adama haddini bildiriniz” başlıklı yazısının yayınlandığı günün sabahında geldi. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” şüphesiyle başlayan gözaltı, gece yarısı sona erdi.

Barış Atay’ın, ne üç yıl boyunca sahnelenen oyununda, ne de paylaştığı tweet’inde bir suç unsuru var. Bunu nereden biliyoruz? Çünkü, bundan zerre kuşku duyulsaydı, Atay da binler, on binlerce muhalif gibi şimdiye çoktan hapiste olurdu.

Atay’ın tweet’indeki sözleri şunlardı:

“Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle ‘torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz’ falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz!”

Burada ismi anılmadan bahsedilen geçen kişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeki müşavirlerinden Yusuf Yerkel. Yerkel, 2014 yılında 301 madencinin öldüğü Soma’daki maden kazası faciasından sonra, yaklaşık 90 bin nüfuslu bu Ege ilçesini ziyaret eden Erdoğan’ı protesto eden madencilerden birine attığı tekmeyle tanındı. Polisin müdahale ettiği, yerdeki göstericiyi tekmeliyordu.

Bu madenci, önce kamu malına zarar verdiği iddiasıyla para cezasına, sonra da müzmin işsizliğe mahkum edildi. Yerkel ise, eğer ayağına başka bir şey olmadı ve nasıl tekme attıysa, ayağı incindiği için yedi günlük iş göremez raporu aldı.

Yasaklı tiyatro oyuncusuyla tekmeci müşaviri karşı karşıya getiren ise, Yerkel’in facianın geçen haftaki dördüncü yıl dönümünde Twitter üzerinden özür dilemesiydi.

Ertesi gün yazdı ki, tiyatro oyuncusu Atay’a had bildirilmesini isteyen gazetecinin çağrısı, 24 Haziran erken seçimleri öncesinde Türkiye’deki kutuplaşmanın yumuşatılması amaçlıymış. Bu yazısında, çağrıyı polise veya savcıya değil, muhalefet liderlerine yaptığını belirtti.

Erdoğan iktidarının büyük oranda kutuplaştırdığı Türkiye’de muhalefet, seçim sürecinde yapıcı bir tavır sergileme gayreti içinde. Başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Erdoğan’la yarışma olasılığı en güçlü görünen ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Muharrem İnce, herhangi bir intikam arayışında olmadığının altını özenle çiziyor.

Ancak, geçen hafta, 301 işçinin ölümü için hala adalet bekleyen Soma’daki acılı ailelerin yanındayken, Atay’ın söylediklerinin neredeyse aynısını söylüyordu: “Özür yetmez, o tekmeci müşavir bizim iktidarımızda yargıya hesap verecek.”

Aslında, bunca insanın adalet beklediği bir toplumda, bir anda yüzlerce arkadaşını kaybetmiş, polisin müdahalesi altında, yerdeki acılı bir kişiye attığı tekme karelerce fotoğrafla belgelenmiş Yerkel, kendini şanslı hissetmeli. En azından hakkaniyetle yargılanması için uğraşanlar var.

Zira, insan hakları savunucusu ve işadamı Osman Kavala, bu tartışma yaşanırken 6 aydır tutulduğu cezaevinden avukatları aracılığıyla gönderdiği mektupta, hala iddianame beklediğini, yargılanmak istediğini yazıyordu. Türkiye’deki cezaevlerinde bu durumda bulunan, yargılanmayı, adalete ulaşmayı bekleyen yüzler, belki de binlerce kişi var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından daha gözaltındayken suçlu ilan edilen Kavala mektubunda, masumiyet karinesinin adil yargılanma hakkının temel bir ögesi olduğunu hatırlatıyordu. Yerdeki çaresiz işçiye tekme atan müşavir hakkında soruşturma açma şüphe ve cesaretini gösteren bir savcı son 4 yılda henüz çıkmadığı için, Yerkel’in bu hakkı hala baki. Üstelik arkasında, yalnızca iktidar değil, bizzat muhalefet de var.

Stand: 20.05.2018, 07:00