Özel | Exklusiv: Eski müttefiki, Erdoğan’ın başkanlık hesaplarını bozabilir | Erdogans ehemaliger Partner könnte seine Pläne für die Präsidentschaft durchkreuzen

Parlamentswahlen in der Türkei

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Eski müttefiki, Erdoğan’ın başkanlık hesaplarını bozabilir | Erdogans ehemaliger Partner könnte seine Pläne für die Präsidentschaft durchkreuzen

Von Kürşat Akyol

İktidarın içinden doğduğu Saadet Partisi’nin Erdoğan’ın ittifak önerisini reddedip, karşıt siyasi partileri bir araya getirebilecek bir öneriyle ortaya çıkması, farklı ideolojik temellerdeki muhalefet partilerinden ortak destek buldu. Bu partiler, Erdoğan’ın “Cumhur İttifakı”na karşı, şimdiden “Demokrasi Cephesi” diye anılmaya başlandı.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) destekçisi Milliyetçi Hareket Partisi’yle (MHP) birlikte oluşturduğu “Cumhur İttifakı”nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2019’da başkanlığa taşımaya yeterli olup olmayacağı sorusu, son gelişmelerle birlikte Türkiye iç siyasetinin ana gündem maddesine dönüştü.

AKP’nin 2019 hesaplarının çok riskli olduğu, en güçlü sinyalini 16 Nisan 2017’deki başkanlık referandumu sonucunda vermişti. Bu iki partinin başını çektiği “Evet Bloku”, ancak kıl payıyla, yüzde 51,4’le zafere ulaşabilmişti.

Oysa, Erdoğan’ın hesapları epey farklıydı. Amacı, MHP’nin de desteğiyle alacağı yüzde 60 civarında oyla başkanlığa ulaşmaktı. Bu yolla sağda oluşturacağı güçlü bir blokla, 2019’u da rahatlıkla kazanmayı hedefliyordu.

Ancak görünen o ki, başkanlık amacıyla yüzde 50’ye taşınan yeni barajın çok az farkla aşılmış olması, bugün AKP’de kafaları fazlasıyla meşgul ediyor. Zira, sonuçta iktidardan tamamen olma riski de var. AKP lideri Erdoğan, ittifak ortağı MHP’nin karşı çıkmasına rağmen, Kasım 2015’teki son seçimlerde oy oranı yüzde 1’i bulmayan milliyetçi Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) de ittifaka katmaya çalışıyor. Aynı çaba, son seçimlerdeki desteği yüzde 1’in altında kalan Saadet Partisi (SP) için de geçerli.

İktidarın, sağda güçlü blok hesaplarını ilk başta, MHP’nin AKP’ye angaje politikalarından rahatsız olanların bu partiden istifa ederek Meral Akşener liderliğinde kurduğu İyi Parti (İP) bozdu. Ancak bununla kalsa, AKP için yine iyiydi. Kendi içinden doğduğu ve doğal müttefik olarak gördüğü SP’nin bu ittifaka katılmayı reddetmesi, iktidarın hesaplarını daha da güç hale getirdi.

Aslında SP’nin bugün kamuoyu araştırmalarında en fazla yüzde birkaçla ifade edilen dışında, güçlü bir oy desteği yok. Ancak, aynı gelenekten gelmesi nedeniyle iktidarın politikalarını sorgulayan AKP’li seçmen üzerinde manevi etki yapabilecek nitelikte bir parti. Ek olarak, 2019’da seçmenin karşısına güçlü bir aday çıkarabilirse, Erdoğan’dan oy eksiltme potansiyeli var. SP, Haziran 2015’te yapılan ve AKP’nin tek başına iktidarı ilk kez yitirdiği seçimlerde yüzde 2’yi geçmişti.

SP lideri Temel Karamollaoğlu, AKP’nin doğal müttefik öngörüsünü bozduğu gibi, geçtiğimiz günlerde getirdiği bir öneriyle, bugünlerde “Demokrasi Cephesi” diye anılmaya başlanan Erdoğan karşıtı olası güç birliğinin temelini de attı.

Önerisi şuydu: “Madem parlamenter sisteme geçileceğini ilan ettik. Bunun hukuki ilkelerini, yani bir anayasa taslağını vatandaşın karşısına getirmemiz lazım.”

Bu öneriye, birbirinden çok farklı ideolojileri nedeniyle bir araya gelmesi neredeyse imkansız gibi görülen Erdoğan karşıtı cephenin hemen tüm kanatlarından sıcak yanıtlar geldi. Hem ana muhalefetteki sosyal demokrat Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), hem ağırlıklı olarak Kürt oylarının desteklediği Meclis’in üçüncü partisi konumundaki Halkların Demokratik Partisi (HDP), hem de MHP’nin oylarının önemli bir kısmını yanına çeken milliyetçi İP, İslamcı görüşteki SP’nin önerisine demokratik ilkeler temelinde olumlu baktıklarını açıkladı.

Öneri özünde, önümüzdeki başkanlık seçiminin, muhalefetin “tek adam rejimi” diye nitelendirdiği sisteme karşı bir referanduma dönüştürülmesi yoluyla, öncelikle Erdoğan’ı yenmeyi hedefliyor. Ardından, Meclis’in yetkilerinin iade edilmesi öngörülüyor. Yeniden seçimlere gidilmesi de olasılıklar dahilinde. Kuşkusuz, parlamenter sisteme dönüş dışındaki öngörüler yalnızca birer senaryo niteliğinde. Ortada ilke temelli destekler dışında henüz bir mutabakat yok.

Erdoğan’ın tüm gücüyle başkanlık seçimlerini ilk turda garantilemeye çalışacağı kesin. Ancak, ikinci tur olasılığı için, 16 Nisan referandumundaki yüzde 48,6’lık “Hayır Bloku”nun liderliğini üstlenen CHP’ye, burada yeniden önemli bir rol düşmesi söz konusu. Çünkü, ikinci turda Erdoğan’a karşı yarışacak adayın CHP’li olması şimdilik en yüksek olasılık gibi görünüyor.

Bu durumda CHP’nin bu birbirinden çok farklı görüşteki siyasi partilerin tabanların ortak güvenini kazanabilecek güçlü bir aday çıkarabilmesi, yalnızca 2019 seçimlerinin değil, Türkiye’nin en azından yakın gelecekteki kaderinde de önemli etki yapacak.

Stand: 02.03.2018, 14:17