Özel | Exklusiv: Erdoğan, kutuplaşma ipine dört elle sarıldı | Erdogan hält an seiner Polarisierungspolitik fest

Pro- und Contra Erdogan Deutschland

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Erdoğan, kutuplaşma ipine dört elle sarıldı | Erdogan hält an seiner Polarisierungspolitik fest

Von Kürşat Akyol

Elindeki onca olanak ve güce karşın, Erdoğan iktidarını güvende hissetmiyor. Bu hissiyatın tabana yayılabileceğinden endişeli. Bu nedenle, her fırsatta milliyetçilerin hoşuna gidecek söylemlerle kutuplaşmayı körüklüyor. Destekçilerini “yerli ve milli” ilan ederken, ötekileştirdiklerini “kökü dışarıda olmakla” yaftalayarak, açık bir dost ve düşman politikası güdüyor.

“Nasılsınız?” diyorum, “Abi, yalnızca siyaset konuşuyoruz” diye cevaplıyor gözünü yoldan ayırmadan. “Siyaset sormadım ki, nasılsınız dedim” diyorum. Bu kez sağ elini direksiyondan çekip, rabia işareti yapıyor. “Bu ne biliyor musun abi?” diye soruyor. “Rabia” diyorum, “Hayır” diyor, “bu dolar işareti.” Devam ediyor: “Bak abi, dolar 4 lirayı gördü bugün. Benzin 6 lira. Biz hala siyasetten başka bir şey konuşmuyoruz bu memlekette.”

Karşımda adeta bir ekonomi uzmanı var: “Enflasyon kronikleşti. Biberin kilosu 10, domatesin kilosu 8 lira. Sarımsağı bile Çin’den alıyoruz. Her gün bir şeylere zam var. İşsizlik desen başa bela. Kardeşim yıllardır işsiz, üniversite mezunu bu çocuk. Biz ne konuşuyoruz? O onu dedi, bu bunu dedi.”

Biraz şaşkın vaziyette iniyorum taksiden. Kafam karışık, aklım Arapça yazılı dualarla, Türk bayraklarıyla bezeli aracının görüntüsüyle, sürücüsünün söylemi arasındaki zıtlığa takılıp kalıyor.

Aslında söylediklerine ekleyecek çok şey var. Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin basılarak kayyum atanması, yerel mahkemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin akademisyen ve gazeteci Mehmet Altan’ın özgürlük, güvenlik ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiği kararını değerlendirmeyi reddetmesi, ilahiyatçı muhalif yazar İhsan Eliaçık hakkında terör propagandası yaptığı iddiasıyla 7 buçuk yıl hapis talebi, yalnızca o günkü bazı gelişmelerden.

Ama, taksi şoförünün üzerine basa basa söylediği gibi, Türkiye neredeyse yalnızca siyaset konuşuyor. Bunun tek nedeni var: İktidar ve uyguladığı kutuplaştırma politikası.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin’deki askeri operasyon nedeniyle bir standda lokum dağıtan öğrencileri “Savaşın kutlaması olmaz” pankartıyla protesto eden öğrencileri, “O komünist, o vatan haini, terörist gençler” diye nitelemiş, “Bu gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz” diye eklemişti.

Birkaç gün sonra da sıra, Erdoğan’ın marjinal diye tanımladığı kişilere gelmişti. Partisinin Beyoğlu İlçe Kongresi’ndeki sözleri şöyleydi: “Beyoğlu sokaklarında da gördüğümüz marjinaller, edepleriyle durdukları sürece bu ülkenin renklerinden biri olacaklardır. Rahat durmazlarsa kulaklarından tutar, ait oldukları yere fırlatırız. Gerekeni yaparız. Bu ülkenin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Aziz şehitlerimize kimse laf uzatamaz.”

Erdoğan, birkaç hafta önce de bir mitingde milliyetçilerin ünlü bozkurt işaretini yapmıştı. İslamcı söylemle çıktığı yolda 16 yıllık iktidarı boyunca hemen her türlü ittifakı deneyen Erdoğan, bu kez milliyetçilerle el ele iktidarını korumaya çalışıyor.

Çünkü, elindeki onca olanak ve güce karşın, kendini hala güvende hissetmiyor. Bunun ilk kırılma noktası, tek başına iktidar olanağını yitirdiği 7 Haziran 2015 seçimleriydi. İkincisi ise, Milliyetçi Hareket Partisi’nin de desteğine karşın, ancak yüzde 51,6 oy oranıyla kazanabildiği 16 Nisan referandumu oldu. Erdoğan, toplam oy oranı yüzde 60’ın üzerinde bulunan ittifakın yüzde 50 barajını geçebilmesinin riskli olduğunu gördü.

Yardımcı Doçent Deniz Yıldırım’ın bu hafta başında muhalif Evrensel gazetesinde yayınlanan röportajında tane tane anlattığı gibi, şimdi bu risk hissiyatının tabana yayılabileceği endişesi içinde. Bunca milliyetçi söylemi, bu duygunun tabanda yayılmasını engellemeyi amaçlıyor. Bu nedenle, her fırsatta milliyetçilerin hoşuna gidecek söylemlerle kutuplaşmayı körüklüyor. Kendisi ve destekçilerini “yerli ve milli” ilan ederken, ötekileştirdiklerini “kökü dışarıda olmakla” yaftalıyor. Açık bir dost ve düşman politikası güdüyor.

Yardımcı Doçent Yıldırım’ın ifadesiyle, “kutuplaşma zemininde toplumun çoğunluğunu kendi etrafında toplayarak, iktidarını ve otoriter uygulamalarını meşru gösterme çabası” içinde.

Ancak, yukarıda bahsettiğimiz taksi şoförü gibi, kendi tabanının doğal bir üyesi gibi görünenler arasında bile memnuniyetsiz olanlar var. Son aylarda art arda gelen ekonomik büyüme rakamları, bu insanların çoğuna teğet bile geçmiyor. Erdoğan da epeydir bunun farkında ve kutuplaşma iplerini asla gevşetmek istemiyor.

Stand: 31.03.2018, 17:23