Özel | Exklusiv: Çocuklara cinsel istismarda, iktidarın samimiyet sınavı | Der Aufrichtigkeitstest für die Regierung in Sachen sexueller Kindesmissbrauch

Zwei Menschen kämpfen miteinander. Man sieht nur ihre Schatten.

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Çocuklara cinsel istismarda, iktidarın samimiyet sınavı | Der Aufrichtigkeitstest für die Regierung in Sachen sexueller Kindesmissbrauch

Von Kürşat Akyol

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin derinlerde kanayan yaralarından çocuklara yönelik cinsel istismarın en ağır biçimde cezalandırılması için hükümetin çalıştığını söyledi. Konuyla alakası olmayan idam cezası ve zinayı da meseleye katıverdi. Ancak, iktidarın ne uygulamaları, ne de Meclis’te sergilediği tavır, bu söyleme uygun.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Çocuklara yönelik cinsel istismar, Türkiye’nin derinlerde kanayan yaralarından biri. Son iki ayda görülen son örnekler, bu yaranın kısmen gün yüzüne çıkmasına ve kitlesel tepkilere yol açtı.

İlki, geçen ay İstanbul’daki bir devlet hastanesinde çalışan bir kadın görevlinin fark etmesi ve cesaretle üzerine gitmesiyle kamuoyuna taşındı. Bu hastanede, son beş ayda 115 çocuğun hamile olduğu polise bildirilmemişti. 38’i, 15 yaşın altındaydı.

Birkaç hafta önce Adana ve Antalya’da henüz 4 buçuk yaşında olan 2 çocuğun cinsel istismara maruz kaldığının basına yansıması, tepkileri sokağa taşıdı. Türkiye’nin pek çok yerinde kadın örgütleri, hükümeti önlem almaya çağırdı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sıklıkla görülen kendine yontma yaklaşımıyla, çocuklara yönelik istismardan istifade, konuyu kendi siyasi emellerine yönlendirmeye çalıştı.

Bir yandan bu suçlara en ağır cezaların uygulanması için çalışmalar yapılacağını söylerken, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden bu yana yeniden yasalaşmasını istediği idam cezasını gündeme taşıdı. Bununla yetinmeyip, zinanın da yeniden suç olarak yasalaşmasını istedi.

Erdoğan daha önce 2004 yılında gündemine aldığı bu söylemden, o dönemde önemsediği Avrupa Birliği’nin zorlamasıyla vazgeçmek durumunda kalmıştı. Tekrar gündeme getirirken, o vakit bir hata yaptıklarını da sözlerine iliştiriverdi.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün ifadesiyle iktidarın bu tavrı, konuya idam ve zina tartışmalarını ekleyerek, toplumun tepkisini azaltmak ve arka planda kendi amaçlarını hayata geçirmekti.

Hükümet, çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenebilmesi için 6 bakandan oluşan bir komisyon kurdu. Bu komisyonun üyelerinden Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, hafta içinde bir gazeteye verdiği demeçte, bir baba olarak, çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarından dehşet duyduğunu söyledi. Gül, “Çocuklarım adına endişe ediyorum” dedi, “Nasıl yetiştirilmişler, nasıl bu hale gelmişler?” diye sordu.

Cevapları aslında hem kendi bakanlığı ve sivil toplum örgütlerinin verilerinde, hem de hükümetin politikalarında var. Dünya Sağlık Örgütü’nün Ankara Üniversitesi’yle birlikte 2015 yılında yayınladığı bir rapor, Türkiye’deki her yüz yetişkinden 8’inin çocukluğunda cinsel tacize uğradığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu konuda dünyada üçüncü sırada.

Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2016 yılında adli tıbba intikal eden çocuk cinsel istismar vaka sayısı 40 binin üzerinde. Kuşkusuz her iddia doğru çıkacak değil, ama bunlardan ceza alanların oranı üçte bir, 13 bin civarında. Oysa, adliyelerdeki her dört tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili.

Pek çok kadın örgütü, geriye doğru bakıldığında, iktidar politikalarının istismarı önlemek bir yana, teşvik eden adımlar attığını düşünüyor. Bu görüşe göre, en dikkat çekici olanlardan biri, Anayasa Mahkemesi’nin bir yasa iptaliyle, çocukların cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesinin önünü açması.

2016 yılında çocuk istismarcılarının evlilik yoluyla cezasız bırakılmasını öngören bir önerge de, hükümet tarafından Meclis’e taşınmış, ancak kamuoyunun tepkileri sonucu geri çekilmişti.

Beğenmediği hemen her söyleme en sert tepkileri gösteren, savcı ve mahkemeleri derhal göreve çağıran iktidarın, ilahiyatçı addedilen bazı kişilerin, çocukların 9 ve hatta 6 yaşında evlenebileceği yolundaki söylemlerine sessiz kalması da, bunlara eklenebilir.

Kaldı ki bu kişiler, asansörde cinsel ilişkiye girilebileceğinden, yataklardaki yorgan ya da battaniyelerin cinsel istek uyandırabileceğine kadar pek çok konuda sıklıkla görüş bildiriyor.

Yetişkin insanların gönüllü ilişkilerini zina diye tanımlayıp, bunların devlet eliyle cezalandırılmasını isteyen iktidarın, bu konularda tek bir sözü yok.

Benzer bir durum, Meclis’te de geçerliydi geçen hafta. Belki, samimiyet sınavı niteliğindeydi. Başta cinsel suçlar, çocuklara yönelik istismarların araştırılması ve gerekli önlemlerin belirlenmesini amaçlayan komisyonun raporu görüşmeleri sırasında, Genel Kurul salonu neredeyse bomboştu. En büyük boşluksa, iktidar koltuklarındaydı.

Stand: 26.02.2018, 20:49