Özel | Exklusiv: “Yerli” seçime, Amerikan doları damgası | Der amerikanische Dollar prägt die „heimischen“ Wahlen

Geldzählen in einer Wechselstube in Istanbul

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: “Yerli” seçime, Amerikan doları damgası | Der amerikanische Dollar prägt die „heimischen“ Wahlen

Von Kürşat Akyol

Türkiye’nin yakın demokratik geleceğini belirleyecek 24 Haziran’a bir aydan kısa süre kala, dolardaki olağandışı yükseliş seçimlerin gündemini ekonomiye endekslemiş durumda. Herkesin dilinde, “dövizdeki ateş, 24 Haziran sonrasında azalır mı, azalmaz mı” tartışması. Liderlerin bu konudaki söylem, vaad ve inandırıcılıkları seçim sonuçlarında önemli etki yapacak gibi görünüyor.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Türkiye toplumunda ekonomik kriz algısı, işsizlik rakamları, enflasyon da ya borçluluk oranlarıyla değil, Amerikan dolarının istikrarsız biçimde değer kazanmasıyla başlar. Bu psikolojik bir eşiktir. Euro ya da pound aynı ya da daha yüksek oranda artsa bile, toplum için varsa yoksa dolardır bu eşik.

Özellikle son haftalarda Türkiye’de bu algı tavan yapmış durumda. Ekonomistler, Türk lirasının yılbaşından bu yana dolar karşısında en az yüzde 20 oranında değer kaybettiğini hesaplıyor. Son birkaç haftadır artış ivmesi hızla yükselen dolar geçen hafta ortasında bir günde yüzde 5’ten fazla değer kazanınca, piyasalar bir anda alt-üst oldu.

Öyle ki, Türkiye’de 1980’li yılların başına kadar yasak olan döviz ticaretini yürüten Eminönü’ndeki deneyimli Tahtakale piyasası bile akıl tutulması yaşadı, kepenk kapattı. Bu, “Ne alırım, ne de satarım” demekti. Anlamı, ne alacağım fiyata, ne de satacağım fiyata güveniyorum.

İktidarın baskısı nedeniyle faiz oranlarını yükseltmemekte direnen Merkez Bankası, aynı gün olağanüstü toplantısının ardından geç likidite faiz oranını 3 puan arttırarak, 16,5’e çekti. Ancak, bu dövizdeki yangını söndürmeye yetmedi. Sabah piyasalar açıldığında döviz yeniden birkaç puan artış kazandı. Yönünü önümüzdeki günler gösterecek kuşkusuz.

Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarı yetkilileri ve bunu destekleyenler hariç, yerli ve yabancı pek çok ekonomist gidişatın daha da olumsuz olacağı görüşünde. Döviz fiyatlarındaki radikal artışların da etkisiyle, Türkiye’nin gerçek bir ekonomik durgunluk ve hatta krize yöneldiği düşüncesinde olan pek çok ekonomist var.

Bu uzmanlara göre, tüm bunların temelinde, Türkiye’nin demokrasiden sapması yatıyor. Sermaye hareketlerinin Erdoğan’ın iki dudağı arasına kadar sıkışması, hukukun önemli oranda askıya alınmış olması, ülkenin bu sıralarda en büyük ihtiyacı olan dış kaynak girişini kısıtlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yangını söndürmek için, bundan tam bir buçuk yıl önce olduğu gibi, bir kez daha hamaset edebiyatına sarıldı. Aralık 2016’da dolar 3,60 liraya yaklaşıp rekor tazelediğinde, Erdoğan halka “Dolarlarınızı bozdurun; altına, Türk Lirası’na çevirin” çağrısı yapmıştı.

Bugün, dolar 4,90 lirayı test ettiğinde, “Milletime sesleniyorum. Lütfen kendi yerli paranızı dövize çevirmeyin. Yerlilik ve vatanseverlik budur” diyor. Bir buçuk yılda oluşan fark yüzde 30 civarında olduğuna göre, Cumhurbaşkanı’nın bir önceki çağrısı bir işe yaramamış görünüyor. Dolayısıyla, bugünkünün de etkili olacağı çok şüpheli.

Türkiye toplumu, ekonomik krizin ne olduğunu yakın geçmişteki acı deneyimleri nedeniyle çok iyi bilir. 1994, 2001 ve 2007 Türkiye’nin son dönemde döviz fiyatlarının da etkisiyle yaşadığı önemli ekonomik krizler. Bunlara, bir buçuk yıl önce Erdoğan’ın döviz bozdurma çağrısına neden olan daha küçük çaptaki çalkantılar dahil değil. Küçük ölçekli bir işadamı arkadaşımın ifadesiyle, “Türkiye toplumu hep kriz içindedir. O nedenle, bu da gelir, bu da geçer.”

Ancak, sokakta toplumun yaklaşan daha büyük bir yangın endişesi içinde olduğunu gözlemek mümkün. Öyle ki, döviz fiyatları gündemin en önemli maddesi. Üstelik, dövizdeki radikal tırmanışın fiyatlara henüz tam olarak yansımamış olmasına karşın.

Örneğin, akaryakıt fiyatlarındaki artış, uygulanan seçim ekonomisi nedeniyle haftalardır sübvanse ediliyor. Diğer yandan pek çok sanayici ve esnaf, piyasadaki nakit sıkıntısı nedeniyle artışları tüketiciye yansıtmamaya, stoklardan tüketmeye ya da karlarından kısmaya çabalıyor.

Ancak, herkes biliyor ki, bu marj tükendiğinde bu artışlar fiyatlara yansıyacak, enflasyon olarak tüm toplumu vuracak. Yatırımlar iyice azalacak; iflaslar ve kemer sıkma politikaları işsizliği körükleyecek.

Ekonomi, her daim Türkiye’nin gündeminde tabii ki. Ancak, ülkenin yakın demokratik geleceğine damga vuracak 24 Haziran’a bir aydan kısa süre kalmış olmasına karşın, seçimlerin gündemi büyük oranda ekonomiye endekslenmiş durumda. Dövizdeki ateş, 24 Haziran sonrasında azalır mı, azalmaz mı; tartışmaların odağındaki nokta bu sokakta. Öyleyse, liderlerin bu konudaki söylem, vaad ve inandırıcılıkları seçimlere de büyük oranda damgasını vuracak.

Stand: 27.05.2018, 00:04