Özel | Exklusiv: Ana muhalefet, iktidarın oyununa geldi | Die größte Oppositionspartei ist in die Falle der Regierung getappt

Chefin der nationalistischen IYI-Partei Meral Aksener (links) mit CHP-Chef Kemal Kilicdaroglu

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Ana muhalefet, iktidarın oyununa geldi | Die größte Oppositionspartei ist in die Falle der Regierung getappt

Von Kürşat Akyol

Muhalefetin CHP liderliğinde oluşturduğu dörtlü ittifaka karşın, iktidar kanadının beklentisi gerçekleşti. Kürtler’in dahil edilmediği ittifak, başkanlık referandumunda Erdoğan’a direnen “Hayır Bloku”nu böldü. CHP, bir kez daha pragmatik hesaplarla sağın ipine tutunarak, Türkiye’deki demokrasi çabalarını riske soktu.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Gerek Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı başkanlığa taşıyan 16 Nisan 2017 referandumunun sonuçları, gerekse bugünkü kamuoyu yoklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi’yle (MHP) oluşturdukları ittifakın aynı koltuğu yeniden elde edebilmesi için “Hayır Bloku”nun bölünmesi gerektiğini gösteriyordu.

Ana muhalefetteki sosyal demokrat Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) liderliğinde, MHP’den kopan milliyetçilerin İyi Parti’si (İP), AKP’nin içinden çıktığı Saadet Partisi (SP) ve merkez sağın en küçük partilerinden Demokrat Parti’yle (DP) kurduğu dörtlü ittifak, iktidarın beklediği bölünmeyi şimdilik tescil etti.

İktidarın “Cumhur İttifakı”na karşı kurulan bu ittifakın adı, “Demokrasi İttifakı”. Ancak, nüfusun neredeyse beşte birini oluşturan Kürtler’in en büyük siyasi gücü 5 milyondan fazla seçmenin desteğine sahip Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) dışlandığı bir ittifakın, Türkiye’yi demokrasiye nasıl taşıyacağının yanıtı yok burada.

Başta CHP olmak üzere muhalefet, Erdoğan’ın “Çözüm Süreci” masasını devirmesinin ardından 2015’teki Haziran seçimlerinden bu yana sürdürdüğü Kürtler’i kriminalize etme taktiğinin oyununa geldi. CHP, iktidar kanadındaki kararsız oyları çekebilmek hesabıyla, Erdoğan’ın “terör uzantısı” diye tanımladığı solcu HDP’yle işbirliğine bir türlü yanaşmadı. Üç yıl öncesine kadar PKK’nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan’la HDP aracılığıyla görüşmeler yapan AKP, “teröristlerle işbirliği içindeler” söylemiyle CHP’yi korkuttu. Son süreçte ise, milliyetçi lider Meral Akşener’in HDP’yi ittifakta istemediği söylemine sığındı.

CHP bu ittifakı, “Sıfır Baraj İttifakı” diye de tanımlıyor. AKP’nin yüzde 10 barajını koruyarak çıkardığı ittifak yasası cinliğine karşı, aynı cinlikle cevap veriyor hesapta. Oysa, iktidarın baştan beri amacı, lideri Selahattin Demirtaş’la birlikte binlerce yöneticisini anti-demokratik yöntemlerle hapiste tuttuğu HDP’yi 24 Haziran seçimlerinde barajın altında bırakmak.

Çünkü, HDP’nin barajın altında kalması, bu partinin çok oy aldığı bütün seçim bölgelerinde ikinci konumda bulunan AKP’ye yarayacak. Böyle bir durumda, 60-80 milletvekili AKP’nin hanesine yazılacak.

Liderlerinin hapiste olmasına karşın iyi örgütlü ve katılımcı bir tabanı bulunan HDP’nin bu oyunu bozmak için elinden geleni yapacağı aşikar. Ancak, mühürsüz oyların geçerli sayılmasından, sandıkların taşınabilmesi ve güvenlik güçlerinin sandık bölgelerine müdahale edebilmesine kadar pek çok tartışmalı hükümler içeren yeni seçim yasası Olağanüstü Hal’le birlikte düşünülünce, muhalefet ittifakından dışlanmış HDP’nin örgütlü gücünün bu baskılara ne kadar direnebileceği soru işaretlerine gebe.

Kendini sosyal demokrat diye tanımlayan CHP, 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki çatışmaların en kanlı dönemlerinden birinin içişleri bakanı olarak görev yapmış Akşener’i tercih ederek, HDP’yi bir kez daha yalnız bıraktı. On yıllardır olduğu gibi, bir kez daha Türkiye seçmeninin büyük kısmının muhafazakar ve milliyetçi olduğu söylemine oynadı.

Oysa, AKP-MHP ikilisinin “Sünni-Türk” diye tanımlamaya çalıştığı Türkiye toplumu, büyük açmazlarla karşı karşıya. Otoriterlik, çatışmalar, yoksulluk, gelirinin sürekli erimesi, borç batağı, kutuplaşma, ayrımcılık, ırkçılık ve kayırmacılık bu devasa sorunlardan bazıları.

CHP, tüm bunların aşılmasının tek yolu gerçek ve katılımcı demokrasi yerine, hala basit aritmetik hesaplarla sağdan oy devşirme peşinde. Elbette, Hayır Bloku’nun başkanlık seçimindeki yüzde 50 barajını geçebilmesi için bu hesaplara da ihtiyacı var.

Ancak, bu hesapları Kürtler’in de içinde bulunduğu bir ittifakla gerçekleştirmeye çalışabilseydi, demokrasi yolunda Türkiye’ye büyük bir hizmette bulunabilirdi.

Sola açılmaya çalışan İslamcı SP’nin katılıma gönüllü olduğu bu ittifakın dışında kalmayı tercih etse de, milliyetçi İP’in, en azından başkanlık seçimlerinin ikinci turunda bu ittifaka destek vermek dışında bir seçeneği olmayacaktı.

Şimdiyse, bugünkü politikalarıyla CHP, bir kez daha pragmatik hesaplarla sağın ipine tutunarak, Türkiye’yi daha otoriter bir rejime terk etme riskiyle karşı karşıya.

Stand: 04.05.2018, 17:21