Özel | Exklusiv: Türkiye’yi daha otoriter bir dönem bekliyor | Auf die Türkei kommt eine noch autoritärere Zeit zu

Der türkische Staatspräsident Recep Tayyip Erdogan und der Parteivorsitzende der türkischen nationalistischen MHP, Devlet Bahceli

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Türkiye’yi daha otoriter bir dönem bekliyor | Auf die Türkei kommt eine noch autoritärere Zeit zu

Von Kürşat Akyol

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pekişen “tek adam” iktidarı, Meclis’te desteğine muhtaç olduğu MHP’nin sertlik yanlısı politikalarıyla birlikte bugünleri aratabilir. Kutuplaşmanın kemikleşmesi, Türkiye’yi daha çok uzun yıllar içinden çıkamayacağı bir uzlaşmazlık ortamına sürükleyebilir.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Barajı geçmesi Türkiye demokrasisi için elzem sayılan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) seçim sonrası yayınlanan ihlaller raporu, 24 Haziran muammasının nasıl gerçekleştiğini de kısmen ortaya koyuyor. Bu rapora göre, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında seçim ihlalleri yaşandı.

Bağımsız İletişim Ağı bianet.org'un haberine göre, HDP raporunda yer alan seçim ihlallerinden bazıları şunlar:

- Toplu ve blok halinde oy kullanma

- Oy kullanma kabinine girerek, seçmenin iradesine müdahale

- Oy kullanmanın engellenmesi

- Açık oy kullanmaya zorlama

- Sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerin sandık çevresinden zorla uzaklaştırılması

- Oyların polis tarafından götürülmesi

- Sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması.

Urfa başta olmak üzere, Diyarbakır, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Hakkari, Van, Erzurum, Hatay ve Ankara’dan pek çok ihlal bildirimi alındı.

Tüm bunlar, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 7 puanlık oy kaybına karşın, ittifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’yle (MHP) birlikte yüzde 52’den fazla oy alarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık koltuğuna nasıl oturduğunu tam olarak açıklamasa da, seçimin adil olup olmadığı konusunda yeteri kadar kuşku yaratıyor.

Ancak, kuşkusuz olan bir şey var ki, o da, bu sonuçlarla birlikte Türkiye’yi muhalefet açısından çok daha çetin ve otoriter günlerin beklediği. 24 Haziran seçimleri sonucu AKP, Meclis’te çoğunluğunu kaybetti. Ancak, MHP’nin desteğiyle Meclis’te istediğini yapacak güçte. Kaldı ki, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Saadet Partisi’yle (SP) ittifak kuran milliyetçi İyi Parti’nin (İP) de, zorlu ya da özel durumlarda iktidarın yanında olacağını kestirmek güç değil. İP’den bunun sinyalleri şimdiden gelmeye başladı.

İktidar, yıllardır sürdürdüğü kutuplaştırma ve ötekileştirme politikalarını daha da körükleyeceği ve sertleştireceğinin sinyallerini şimdiden veriyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı telefonla arayarak tehdit etmesi, ardından CHP’li il başkanlarının şehit cenazelerinde protokole alınmaması talimatı verdiğini açıklaması, bunun en belirgin habercisi.

Kimilerine göre, Soylu’nun bu söylemleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesinde görev alabilmek için bir manevra olarak değerlendirilse de, iktidardan aksi yönde görüş belirten olmadı. Bu gelişmeler, özellikle Kürt sorunu açısından iktidarın daha da sertleşeceğinin bariz göstergeleri.

Türkiye’de olmayan hukuk devleti, demokrasi, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü açısından da önümüzdeki sürecin zorlu geçeceği aşikar. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin seçimden hemen sonra bazı gazetelere ilan vererek, çok sayıda gazeteci ve kamuoyu araştırmacısının isimlerini sayması ve bu kişileri unutmayacaklarını ilan etmesi bunun habercisiydi.

Her ne kadar Erdoğan ve Bahçeli’nin, seçimlerden sonra yaptıkları ilk görüşmede yaklaşık iki yıldır süren Olağanüstü Hal’in (OHAL) kaldırılması konusunda uzlaştıkları kamuoyuna ilan edildiyse de, gerektiğinde yeniden OHAL’e dönülebileceğinin altının çizilmesi, henüz ortada bir yumuşama belirtisinin olmadığını da haber veriyor.

Görünen o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pekişen “tek adam” iktidarı, Meclis’te desteğine muhtaç olduğu MHP’nin sertlik yanlısı politikalarıyla birlikte bugünleri aratabilir. Avrupa Birliği’yle (AB) müzakerelerin durma noktasına gelmesinin ardından, Gümrük Birliği’nin güncellenmeyeceğinin de açıklanması, Ankara’nın sertlik yanlısı politikalarının önünde tek çıpa olabilecek AB’yi de devreden çıkarıyor.

Ancak, tüm bunlardan daha da vahim olanı, muhalefet yandaşlarının seçim sonrası içine düştüğü umutsuzluk ve iktidar yandaşlarının seçim gecesi görüldüğü gibi pek çok kentte yaptığı silahlı kutlamalar. İktidar, muhalefet için gözdağı anlamına gelen bu silahlı kutlamalar hakkında doğru-düzgün bir adım atmaya bile gerek duymadı. Bu durum, toplumdaki kutuplaşmanın daha da derinleşmesi demek. Bu derinleşmenin kemikleşmesi, Türkiye’yi daha çok uzun yıllar içinden çıkamayacağı bir uzlaşmazlık ortamına sürükleyebilir.

Stand: 02.07.2018, 15:30