Özel | Exklusiv: Türkiye’deki seçimler demokrasi şölenine dönüşebilir | Die Wahlen in der Türkei könnten sich zu einem Fest der Demokratie verwandeln

IYI Partei-Chefin meral Aksener (links) mit CHP-Chef Kemal Kilicdaroglu

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Türkiye’deki seçimler demokrasi şölenine dönüşebilir | Die Wahlen in der Türkei könnten sich zu einem Fest der Demokratie verwandeln

Von Kürşat Akyol

İktidarın muhalefete hazırlanma ve hatta katılma olanağı bırakmadan aldığı erken seçim kararı, muhalefeti birlikte hareket etmek için hızla zemin oluşturma çabasına itti. Bir haftalık ilk aşamada, güçlü bir birlik ortaya çıkmadıysa da, asgari demokratik müştereklerde ortaklaşma arayışı var. Bu arayış, Türkiye’nin ilk sivil anayasasının temelini oluşturabilir.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), geçen hafta “67 gün sonra erken seçim” kararını ilan ettiğinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı başkanlığa taşıyan 16 Nisan referandumunda kendisine karşı “Hayır” cephesinde birleşen muhalefeti, hazırlıksız ve bölünmüş bir halde yakalamak istediğinden kimsenin kuşkusu yoktu.

Çünkü, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Denetim Komisyonu’nun birkaç gün önce “Seçimleri erteleyin” çağrısıyla aldığı kararda belirttiği gibi, en az birkaç nedenle “seçimler demokratik bir ortamda düzenlenemeyecekti”.

Süregiden Olağanüstü Hal, seçim yasasının henüz bir ay önce değiştirilmiş olması, seçim güvenliği ve şeffaflık, bu kaygılardan bazıları. En can alıcılarından biri de, siyasi partilere seçimlere hazırlanmak için yeterli süre bırakılmadığı.

Bir nevi yiğitlik üzerine şekillenen erkek egemen mantıklı Türkiye siyasetinin muhalif liderleri, bunları doğru-düzgün dile getirmeden, emrivaki seçim kararının üzerine atladı. Muhalefete göre ülkeyi “tek adam” rejimine taşıması hedeflenen yakın tarihin en önemli seçimlerinden birinde, sonuç ne olursa olsun, bu durum belirleyici bir unsur olacak.

“Acaba, demokratik bir zamanlamada, daha iyi hazırlanarak, daha iyi sonuç alabilir miydik” sorusu muhalefetin zihninde hep kalacak. Çünkü, muhalefet Türkiye demokrasisi için yaşamsal kararların arifesinde.

Önüne getirilen “baskın” ya da “panik” sözleriyle de anılan erken seçim kararı, muhalefet yandaşlarında kısa süreli bir yılgınlık yarattı. İzleri, hem sokakta, hem de sosyal medyada göründü. Umutsuzluktan, sandığa gitmeyeceğini ilan edenler vardı.

Ancak, tartışmalar hâlâ sürse de, muhalefet partilerinin o kadar da hazırlıksız olmadığı ortaya çıktı. Son bir haftada, temaslar etkin bir biçimde ilerledi. AKP’nin ittifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) kopanların, Erdoğan karşısında henüz ilan edilmiş tek güçlü başkan adayı Meral Akşener liderliğinde kurduğu İyi Parti’nin (İP) seçimlere girmesinin engellenmesi olasılığının aşılması, muhalefete psikolojik olarak da, kağıt üzerinde de büyük getiri sağladı.

Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), 15 milletvekilini bu partiye transfer etmesi sonucu, İP’nin parlamentoda grup oluşturarak seçimlere katılma hakkı elde etmesi hamlesi, morallerini doruğa çıkardı. Bölünmüş ve hazırlıksız yakalandığı addedilen muhalefetin iki güçlü unsurunu, demokratik katılım hedefli bu somut işbirliğiyle birleştirdi.

AKP’nin çizgisinden çıktığı İslamcı-muhafazakar Saadet Partisi (SP) de, bunun sürpriz ortaklarından. SP, 10 puanlık barajın çok altında olsa da, AKP’den kopmak isteyip akacak mecra bulamayan seçmenin yanaşabileceği yumuşak bir liman.

Bu süreçte muhalefet bloku, Erdoğan’ın ilk turda kazanma stratejisine karşı, çatıda bir aday çıkarma yolunda işbirliği aradı. SP’nin önerdiği ve Erdoğan’ın bir zamanlar “kardeşim” diye hitap ettiği eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sonuç bulmayan bu arayışın merkezindeki isimdi. Ancak Gül, geniş mutabakat oluşmadığı için, aday olmayacağını açıkladı.

Şimdiki tabloya göre, muhalefet partileri ilk turda kendi adaylarıyla yarışıp, ikinci turda en çok oyu alan aday üzerinde birleşmeye çalışacak.

Bu süreç, kalan iki aydan kısa zamana karşın, Türkiye için gerçek bir demokrasi kurgusunun başlangıcını oluşturabilir. Çünkü ikinci tur için, muhalefetin en azından temel bir mutabakata şimdiden ihtiyacı var. Bu mutabakat, Türkiye’nin tarihi boyunca bir türlü oluşturamadığı katılımcı “toplumsal sözleşme”nin ya da bir başka ifadeyle sivil anayasanın ön anlaşması, uzlaşması, yol haritası olabilir.

Türkiye siyasetine, bugün yüzde 60-65 destekle büyük oranda İslamcı-muhafazakar ve milliyetçi partiler yön veriyor. Meclisteki muhalefette ise, sosyal demokrat CHP ve büyük oranda Kürtler’in desteklediği Halkların Demokratik Partisi (HDP) var.

Siyasi konjonktür, geniş yelpazeden solcu ve sağcı muhalefete, en azından temel demokratik değerler çerçevesinde bugün ve gelecek için bir uzlaşma ve birleşme fırsatı sunuyor. Bu fırsat, asgari müştereklerde bile olsa, katılımcı ve ilkeler ölçekli bir demokrasiyi işaret ediyor.

Muhalefet bu zeminde birleşebilirse, Türkiye’nin ilk sivil anayasasının önünü açabilir ve 24 Haziran’da Türkiye için gerçek bir demokrasi şöleni başlatabilir.

Stand: 28.04.2018, 14:00