Özel | Exklusiv: Türkiye’yi sıcak bir seçim atmosferi bekliyor | Auf die Türkei kommt ein heißer Wahlkampf zu

AKP Wahlkampfskundgebung in Istanbul (Türkei)

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Türkiye’yi sıcak bir seçim atmosferi bekliyor | Auf die Türkei kommt ein heißer Wahlkampf zu

Von Kürşat Akyol

İktidarın, muhalefetin “baskın” diye andığı alelacele erken seçimlere gitme kararına gerekçeleri, adeta bir felaket tablosu. Kriz, kaos, kutuplaşma, sınır ötesi operasyonlar ve belirsizlikler, Bahçeli ve Erdoğan’ın saydığı gerekçelerden başlıcaları. Amaçları, bu riskleri bertaraf etmek. Peki, ya korkulanlar olursa?

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Planlanandan 15 ay önce Türkiye’yi alelacele seçimlere taşıyan gerekçeleri iktidar değil de muhalefet söylese, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’yle (AKP) fiili ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) bu kararı, iyi işleyen bir demokrasiye örnek gösterilebilirdi.

Denilebilirdi ki, iktidar derin eleştiri ve kaygıları dikkate aldı ve muhalefetin “baskın” diye andığı erken seçimlere bir an önce gitmeye karar verdi.

Çünkü, MHP lideri Devlet Bahçeli, hafta başında Meclis’te erken seçim çağrısı yaparken, adeta bir felaket tablosu çiziyordu.

“Kriz ve kaosa gel gel yapan yerli ve yabancı mihraklar”, “kaotik ve karmaşık yapıya bürünen bölgesel risk ve tehlikeler” ve gelecek yıl Mart ayında yapılacak “yerel seçimlerdeki kutuplaşmanın başkanlık ve milletvekili seçimlerine nasıl yansıyacağı”, Bahçeli’nin dikkat çektiği başlıca tehditlerdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hemen ertesi gün, Bahçeli’yle yaptığı yaptığı yarım saatlik, kendi ifadesiyle “geniş yelpazede istişare” görüşmesinin ardından, Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birine yalnızca 67 gün sonra, 24 Haziran’da gidilmesi kararını şu sözlere dayandırıyordu:

“Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar ve bölgemizde yaşanan tarihi önemdeki hadiseler, Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir. Kararların daha güçlü bir şekilde alınabilmesi, uygulanabilmesi için yeni yönetim sistemine geçiş giderek aciliyet kesbetmeye başlamıştır.”

16 yıldır iktidarda olan, “Cumhur İttifakı” adını verdiği ittifakla MHP’yle fiili koalisyon oluşturarak, Meclis’ten her kararı sadece birkaç saatte çıkarabilen, dahası bir buçuk yıldır ülkeyi Olağanüstü Hal ve kanun hükmünde kararnamelerle yöneten bir liderin önünde “kararların daha güçlü ve uygulanabilir” şekilde alınması için ne engel vardı?

Kimileri bunu ufuktaki olası ekonomik kriz kaynaklı endişeye bağlıyor. Ekonomik göstergelerin alarm verdiği kaygısını pek çok ekonomist taşıyor. Ancak, iktidarın elinde halen seçim ekonomisi uygulayarak, popülist para musluklarını daha da açma olanağı bulunduğunu da, gayet iyi biliyorlar.

Diğer endişelere gelince. Kutuplaşmanın iktidar tarafından körüklendiğini, seçmenini bir arada tutma politikası yürüttüğünü de, AKP seçmeni de dahil herkes biliyor Türkiye’de. Demek ki, bu erken seçimler, ülkenin değil, iktidar ortaklarının ihtiyaçlarından kaynaklanıyor.

Çünkü, iktidarın doğal tabanı olarak gördüğü ve kutuplaşmayla bir arada tutmaya çalıştığı muhafazakar ve milliyetçi seçmen bölündü. MHP’den kopanların kurduğu İyi Parti, milliyetçilerden önemli oranda destek sağlamayı başardı. AKP’nin geleneğinden geldiği Saadet Partisi de, AKP politikalarından hoşnutsuz muhafazakarları kısmen ikna etmeye başladı.

Tüm bunlar olmadan önce, bir yıl önceki başkanlık referandumunu yüzde 51,4’le ancak kıl payıyla kazanabilen “Cumhur İttifakı”, bir türlü istediği rüzgarı yakalayamıyordu. AKP sözcüsü, son kamuoyu yoklamalarında Erdoğan’ın desteğinin yüzde 55,6 olduğunu söylediyse de, iktidar istediği psikolojik rahatlıkta değildi. Bahçeli’nin söylediği gibi, yerel seçimlerde yaşanabilecek kutuplaşma gerilimi, ardından gelecek başkanlık seçimlerinde bu riski daha da arttırabilirdi.

Yerel seçimleri öne çekmek için anayasa değişikliği gerekiyordu. İktidar, bunun yerine başkanlık seçimlerini beklenmedik hızla öne çekerek, muhalefeti hazırlıksız yakalamayı tercih etti. Bu bağlamda, amacına ulaşmış görünüyor.

Muhalefet seçimden kaçıyor görüntüsü vermemek için, en demokratik hakkı olan, seçimlere adil biçimde hazırlanma hakkını şimdiden göz ardı etti. Halbuki, henüz ortada ne bir ittifak, ne de bunun temelini hazırlayacak görüşmeler var. Liderler yiğitliğe halel getirmese de, bunun tabandaki yansımaları en basitinden sosyal medyada açıkça görülüyor. Muhalefet yandaşları, birbirini karamsarlığa düşmemeye çağırıyor.

Üstelik tüm bunlara, Bahçeli ve Erdoğan’ın alelacele erken seçimlere gitmeye dayanak gösterdiği kötü sürprizler eklenebilir. Kutuplaşmayı arttıracak çatışmalar, kaosu çağrıştıracak terör saldırıları ve milliyetçi duyguları körükleyecek yeni sınır ötesi operasyonlar gelebilir. Baharın bu ılık günlerinde, Türkiye’yi sıcak bir seçim atmosferi bekliyor.

Stand: 20.04.2018, 18:50