Özel: CHP "sağ" olsun

Kemal Kilicdaroglu, Vorsitzender der türkischen Oppositionspartei CHP

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel: CHP "sağ" olsun

Von Ayşen Uysal

CHP savaşa destek mi verecekti, karşı mı çıkacaktı? Destek vermeyi seçti. Böylece, HDP ile ittifakı değil, İyi Parti ile ittifakı - İyi Parti bu tercihle bağlı değil elbette -, solu değil, sağı, sosyal demokrasiyi değil, milliyetçiliği tercih etmiş oldu. Bütün kritik dönemeçlerde yaptığı gibi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) savaşa verdiği destek nedeniyle sosyal medyada bir kez daha hedef haline geldi. Bu durum CHP için ne ilk ne de son. Bu durum parti yöneticilerini de pek rahatsız etmiyor anlaşıldığı kadarıyla. Tam da 31 Mart ve 23 Haziran seçimleriyle CHP’ye yönelik ilgi ve sempati artmışken, Suriye’de savaş konusunda aldığı tutum (özellikle izlediği politika demiyorum, zira ortada bir politika yok) nedeniyle partinin yeniden sendeleyip uçuruma yuvarlanması neden? Sorunun yapısal ve ideolojik iki yanıtı var.

Nihayetinde CHP de farklı düşüncelerden, eğilimlerden oluşan bir koalisyon. AKP’deki kadar belirgin olmasa da durum bu. İçinde ulusalcıları, milliyetçileri barındırıyor. Parti yönetimleri de sayıları ve ağırlıkları ne olursa olsun bu kesim karşısında her dönem çekingen kalıyor. Bunun bir nedeni bu kişilerin devletle olan bağlantıları olabileceği gibi, diğer nedeni de Türkiye sağına açılan bağlantı kapısı olmaları olabilir. Bu konuda spekülasyonlar üzerinden yazmak yerine CHP’yi her defasında uçurumun kenarına getiren ve kimi zaman yuvarlanmasına neden olan “ideolojik” nedenden söz etmek sanırım daha sağlam bir zeminde ilerlememizi sağlar. 2010 yılından itibaren parti, “herkesi yakala” parti modeline göre hareket ediyor, bu çerçevede politikalarını belirliyor. Bunun sonucu olarak da partinin birbiriyle bağdaşmayan çok sayıda gelgit yaşadığını, zikzak çizdiğini görüyoruz. Bu zikzaklar, herkesi yakalamaya çalışacağım derken ayakları dolanıp yalpalamanın göstergesi. Bilinçli, isteğe dayalı ancak tutarsız politikalar. Ne demek istediğimi biraz açayım.

Herkesi yakala parti modeli, mümkün olan en yüksek oy oranına ulaşmak için ideolojik bagajlarını boşaltan partileri anlatmak için kurgulanan bir model. Bu modele göre örgütlenen partiler, siyasal yelpazenin hem sağından hem solundan oy devşirmek için merkezde konumlanır. Söylemlerini, dilini herkese seslenebilecek biçimde kurar. Türkiye gibi siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın keskin olduğu ülkelerde farklı kesimleri çeperinizde tutmak için birbiriyle çelişmeyen söylemler üretebilmeniz zordur. Hele de kritik konularda. 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde HDP’nin oylarını devşirebilmek için buna uygun bir dil kuran ve strateji geliştiren CHP, seçimler sonrası ilk ciddi yalpalamasını Suriye savaşı konusunda göstermiş oldu. Bir yanda Kürt oylarını, diğer yanda ise milliyetçi oyları aynı şemsiye altında tutmak isterken politika ve söylem düzeyinde bir tercih yapması gerekti. CHP savaşa destek mi verecekti, karşı mı çıkacaktı? Destek vermeyi seçti. Böylece, HDP ile ittifakı değil, İyi Parti ile ittifakı - İyi Parti bu tercihle bağlı değil elbette -, solu değil, sağı, sosyal demokrasiyi değil, milliyetçiliği tercih etmiş oldu. Bütün kritik dönemeçlerde yaptığı gibi. Bu tercihi yaparken çok da zorlanmıyor aslında. Zira Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin AKP’den çok kendisine yaradığını, kendisine müthiş bir konfor sağladığını çok iyi görüyor. Bir yandan iki turlu seçim sisteminin diğer yandan ülkenin kutuplaşmış toplumsal ve siyasal yapısının, Erdoğan karşıtlarını, AKP küskünlerini, demokratları, vs. kendisine mecbur ettiğini biliyor ve bunun rahatlığıyla hareket ediyor. Bakmayın “parlamenter sisteme geri dönülmeli” söylemlerine, mevcut sistemin kaymağını en çok CHP yiyor. Bu sistem CHP’nin konforu. Durum bu olduğu sürece de CHP zikzak çizmekte, dümeni sağa kırmakta hiçbir beis görmeyecektir.

Ancak bu defa durum biraz farklı. Zira AKP tüm devlet gücünü kullanarak Millet İttifakını dağıtmaya odaklanmış durumda. Bütün stratejik hamleleri ittifakı parçalamaya yönelik. İyi Parti’nin üzerine adeta çökmüş durumda. HDP’yi marjinalleştirmeye ve kriminalize etmeye hız verdi. Machiavelli’yi bile şaşırtacak yol ve yöntemler deniyor. Zaten Kemal Kılıçdaroğlu da verdiği son röportajlardan birinde bunu teyit eden cümleler kurup derin devletin, istihbarat elemanlarının ittifakı bozmak için saray tarafından seferber edildiğini söyledi.

Perde arkasında bunlar yaşanırken, iktidar savaş sayesinde de siyaseti susturuyor. Şimdi artık baskı, şiddet ve ölüm konuşuyor. Ne yapalım, CHP “sağ” olsun!

Stand: 11.10.2019, 16:26