Özel | Exklusiv: Demokrasi, barış ve refahı özleyen ülke! | Ein Land, das sich nach Demokratie, Frieden und Wohlstand sehnt!

 Newroz Fest | Junge Frauen schießen ein Selfie

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Demokrasi, barış ve refahı özleyen ülke! | Ein Land, das sich nach Demokratie, Frieden und Wohlstand sehnt!

Von Burhan Ekinci

AKP iktidarı, demokrasiyi rafa kaldırdı, hukuku tekeline aldı, barış görüşmelerine son verip, güvenlik konseptini yeniden devreye soktu. Ekonomide balon patladı, kriz derinleşti. Türkiye’de halk, mutsuz, huzursuz ve gelecekten kaygılı. Ülke, demokrasi, barış ve refahını özlüyor.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

AKP, 2002 yılında demokrasi, barış ve refah vaatleriyle iktidara geldi ve o günden beri Türkiye’yi yönetiyor. Bu yıllar içinde, eğitimden sağlığa, yargıdan, güvenlik kurumlarına kadar devleti yap boz tahtasına çevirdiler. Değiştire, değiştire, başardıkları tek şey, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi” yani “Türk tipi başkanlık” oldu.

Kürt sorununa çözüm yollarının arandığı süreçte demokrasi ve AB’ye üyelik adına atılan kimi kısmi demokratik adımların esamesi şuan okunmuyor. Yarattıkları ‘Yeni Türkiye’de demokrasiyi talep edenleri bile cezalandırır hale geldiler. OHAL’i kaldırdılar evet, ama yıllar sonra OHAL’i sadece Kürt bölgesinde değil, tüm Türkiye’de hayata geçirdiler. Son yıllarda, yaklaşık 200 gazeteciyi tutukladılar, 120 binden fazla kişiyi görevinden ihraç ettiler, binlerce kişinin sürgünde yaşamasına neden oldular.

“Büyüyoruz, kalkınıyoruz” söylemleri de bir balon olup patladı. Ekonomik kriz artık pazarda, çarşıda, mutfakta. Erdoğan ve hükümeti her ne kadar kabul etmese de yerel seçimler sonrası IMF’ye gidileceği iddiaları giderek artıyor. İnsanlar, huzursuz, mutsuz, gelecekten kaygılı.

Kürt barışı vaatleri de yok oldu. Çözüm sürecini bitirdiler, Kürt siyasetçileri tutukladılar, İmralı kapısını kapattılar. Afrin’den sonra Fırat’ın doğusuna da operasyonu gündemde tutmaya devam ediyorlar.

Böyle bir ortamda HDP Hakkari Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Leyla Güven bedenini ölüme yatırma kararı aldı. 6 Şubat itibariyle tam 91 gündür açlık grevinde. Neden?

Daha fazla gençlerin ölmemesi, kanın dökülmemesi ve Kürt barışı için Abdullah Öcalan ile yeniden İmralı’da görüşülmesini istiyor.

Leyla Güven, bir siyasetçi, bir kadın ve aynı zamanda bir anne. Kızı Sabiha, yanından hiç ayrılmıyor. Giderek annesinin gözünün önünde eridiğine tanıklık ediyor. Her geçen gün durumu kötüleşen Güven’de kilo kaybı ve kas erimeleri başlamış. O, barışa olan umudu yeniden diriltmek için ölmeyi göze alıyor.

Diğer yandan bir diğer Kürt siyasetçi Gültan Kışanak’a geçen hafta yargılandığı davada ceza yağdı. Kışanak, tanınmış bir siyasetçi ve 12 Eylül askeri darbe sonrası Diyarbakır Cezaevi’nde Esat Oktay Yıldıran’ın işkencelerine maruz kalan ve tanıklık eden biri. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı iken görevden alınarak tutuklandı. Kışanak, 39 yıl sonra yeniden cezaevinde. Kışanak’a, örgüt üyeliği suçlamasıyla 11 yıl 3 ay, örgüt propagandasından üç yıl hapis cezası verildi. Kamuoyunda belediye kaynaklarını kullanmaktan yargılandığı algısı yaratıldı. Ancak avukat Emin Aktar’ın aktardığı bilgilere göre, Kışanak hakkındaki bu yargılamada belediye kaynaklarını kullandırmaktan suçlanmadığı gibi açıklanan ceza kararında da bu yönde bir gerekçe yer almadı. Yani? Yanisi şu: Yargıyı ele geçiren, istediğini yaptıran AKP iktidarı Kürt siyasetçilerle ilgili topluma yalan söylüyor ve siyasi kararlarını hukuk kisvesi altında uyguluyor.

Kürt sorununun çözümsüzlüğün bir sonucu olarak 86 yaşındaki Sise Bingöl adlı Muşlu bir kadın da cezaevinde. Mide, şeker, astım, tansiyon gibi ciddi sağlık sorunları bulunuyor. “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla dört yıl iki ay hapis cezası verilen yaşlı kadın iki yılı aşkın süredir tutuklu. Ağır hasta ama tahliye edilmiyor. Neden? Kürt barışı gelmediği için...

Barış gelebilseydi, belki de Sisi ana şimdi dışarıda çocuklarıyla, Gültan Kışanak belediyede görevinin başında olacaktı, Leyla Güven ise açlık grevinde olmayacaktı.

AKP iktidarı, Leyla Güven’in ölmesini, ağır hasta Sise Bingöl’in cezaevinde çürümesini, Gültan Kışanak’ın ise yıllarca cezaevinde tutarak yılmasını bekliyor olabilir ama bu üç Kürt kadının direnişi, Kürt mücadelesinin tarihiyle eşdeğer. AKP iktidarı, eğer Kürtlerin dize gelmesini bekliyorsa, 35 yıldır süren savaştan hiç ders almamış demektir.

burhanekincii@gmail.com

twitter @brhekinci

Stand: 06.02.2019, 14:30