Özel | Exklusiv: İşgal edilen Kürt belediyeleri, gasp edilen irade

Ahmet Türk, Selcuk Mizrakli, Bedia Özgökce Ertan - Die abgesetzten Bürgermeister der Städte Mardin, Diyarbakir und Van

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: İşgal edilen Kürt belediyeleri, gasp edilen irade

Von Burhan Ekinci

31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde büyük kayıp yaşayan Erdoğan’ın masasında HDP’li 26 belediyeye kayyum atama vardı. Plan sınır hattındaki ilçelerden başlayacaktı ama öyle olmadı. Diyarbakır, Mardin ve Van gibi önemli kentlerde start verdiler. Oluşan çözüm iradesi bir kez daha kıstırılmak isteniyor. Pervin Buldan ise, “Yaptıkları pisliklerini temizleyemeden yeniden kayyum atadılar” diyor.

Yüzlerce barikat, kalkanlı polisler, zırhlı araçlar, panzerler... Kürtlerin çokça tanık olduğu bu manzara Pazartesi günü yeniden yaşandı. Yer, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önü. Polis barikatların önünde oturan beyaz tülbentli kadın sabah saatlerinde evinden çıkmış, su faturasını ödemek için belediyeye gitmişti ancak memurlar yerine polisin güvenlik koridoruyla karşılaşmıştı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde kadın, polislere dönerek, "O baştaki var ya Allah onun belasını versin” diyor. Tepkisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a. Ardından “Valiye de söylüyorum. Haram olsun oyumuz. Zehir olsun. Zulmediyorsunuz” ifadelerini kullanıyor. Tepkisi, Erdoğan tarafından HDP’li belediyelere atanan kayyumlara.

Kürtlerin tanıdık olduğu bu görüntüler yeniden sahneleniyor. Onların payına düşen, işgal edilen belediyeleri, gasp edilen seçme iradeleri. Fırat’ın doğusuna istediği müdahaleyi yapamayan, ABD ile pazarlıklarında istediği sonucu elde edemeyen Erdoğan adeta intikam alırcasına gözünü Kürt bölgesinin üç büyükşehrine göz dikti.

Diyarbakır’da Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin’de Ahmet Türk ve Van’da Bedia Özgökçe Ertan görevden alındı, yerine kentlerin valileri atandı. 31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde, Adnan Selçuk Mızraklı yüzde 63, Ahmet Türk yüzde 56, Bedia Özgökçe Ertan yüzde 54 oy alarak seçilmişlerdi.

Kayyum atamaları için hukuka aykırı konusu sıkça dillendiriliyor. Bu tartışmanın artık çok gereksiz olduğunu düşünenlerdenim. Erdoğan liderliğindeki devletin artık hukuk tanımadığı ortada. “Faşizmin kalesi” haline gelen Saray’ın kanun derdi yok. Ülke yönetiminde asker vesayeti bitti ama şimdi yaşanan sivil vesayet. Karargahı Saray ve baş aktörü Erdoğan, kendi istediği gibi ülkeyi yönetiyor. Türk devleti, “Kürt kazanımlarını yok et, bunu başaramazsan, gasp et, yıprat” stratejisinden geri adım atmış değil, hatta gittikçe daha da sertleşme var.

İmralı’da hükümlü bulanan Abdullah Öcalan avukatlarıyla yaptığı görüşmede gönderdiği mesajda (8 Ağustos) “Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım” demiş, ardından “Ancak devlet de, devlet aklı da gereğini yapmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

Bu mesajlar sonrası beklenti yeniden bir çözüm süreci masasına mı dönülüyordu. Ancak kayyum atamalarıyla “devlet aklı’nın çok açık mesaj verdiği görülüyor.

Polzeiabsperrung vor der Stadtverwaltung in Diyarbakir

Konuştuğum Kürt kaynaklar, HDP’li belediyelere yönelik planın yeni olmadığının altını özellikle çiziyorlar. Bu plan aslında 31 Mart yerel seçim öncesinden çizilmişti. Plana göre, yerel seçimde Irak ve Suriye sınırındaki kent, ilçe ve beldeler alınacaktı. Nitekim devlet tüm imkanlarını AKP lehine seferber etmiş, Şırnak ile birkaç ilçe AKP’ye geçmişti. Ancak istediklerini elde edememişlerdi.

HDP, tüm engellemelere, baskılara rağmen kayyum atanan bu üç büyükşehir dahil 54 belediyeyi kazanmıştı. Ak Saray yeni bir plan yaptı ve bu plana göre HDP’nin kazandığı 26 belediyeye kayyum atanacaktı. Kayyum atamaları hemen yapılacaktı ancak İstanbul seçimi iptal edilip, 23 haziranda yeniden yapılması kararlaştırılınca plan rafa kaldırıldı. Çünkü AKP’nin Kürt oylarına ihtiyacı vardı. Ama İstanbul kaybedildi. Kayyum atama beklentisi vardı ama ilçelerde, küçük kentlerde bekleniyordu.

AKP/Erdoğan iktidarı, üç büyükşehirden başladı, böylece bağlı ilçeler de kontrol altına alındı. Beklenti kayyum atamaların devam edeceği yönünde. 

Peki neden şimdi?

Kaynaklar, kayyum atamasıyla Öcalan’ın geliştirmek istediği barış görüşmesine karşı mevcut “devlet aklı”nın  “savaşa devam”da ısrarcı olduğunu savunuyor.

Mevcut durumda iktidarın değil çözüme, bunun için oluşacak masaya bile dönme niyetinin olmadığına dikkat çekiyorlar.

AKP ile MHP’nin HDP ile CHP tabanında doğal olarak oluşan ittifaktan rahatsız oldukları biliniyor. Devletin içinde barış ve demokrasi isteyen, Kürt meselesinde  oluşan çözüm iradesi damarının kesilmesini istemeyen bir kesim de yok değil. Bunun karşısında duranlar ise bu sürecin başlamasına bile tahammül edemiyorlar. Böylece Kürt legal partisinin kazanımlarına darbe vurarak, bu engellenmeye çalışılıyor.

Bu karar kimilerinin iddia ettiği gibi Erdoğan dışında alınmış değil. Yerel seçimler öncesi, Kürt belediyelerine “kayyum atarız” diyen Erdoğan’dan başkası değildi. MHP lideri Bahçeli’nin İçişleri Bakanı Soylu’yu arayarak kayyum atamaları için teşekkür etmesi, “Hükümete ve size desteğimiz tamdır” sözlerinde anlaşılıyor ki, devletin derin kesimi de operasyonla memnun edilmiş.

Ergenekon ile Erdoğan liderliğindeki “devlet aklı”, Kürt tarafına net mesaj veriyor: “Çözüm değil, savaş...”

Üç kentin seçilmesi planlı. Kürt siyaseti açısından bu kentler oldukça önemli yerler. Diyarbakır, Mardin ve Van ile toplumsal tepki ölçülmeye çalışılıyor. Bu tepki sadece Kürtlerle sınırlı değil, muhalefetin de ne yapacağı, nasıl tepki vereceği önemli. Bu operasyona karşı muhalefet cephesi ortak hareket edip, ciddi bir direnişte bulunmazsa devamının geleceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok. AKP ve MHP dışındaki tüm belediyelere kayyum atama olasılık dahilinde.

Kayyum atamaları sonrası kendisiyle telefonla konuştuğum HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da bu duruma dikkat çekti ve “Bugün elbette demokrasiye sahip çıkma zamandır. Diyarbakır, Mardin ve Van’a atanan kayyumlar yarın öbür gün başka illere de mutlaka atanacaktır. Şimdi bir araya gelmeliyiz” uyarısında bulundu.

Buldan, kayyum atamalarını partisine yönelik siyasi bir darbe olarak yorumladı ve şöyle dedi:

“Bugün yaşanan, Türkiye tarihinin darbeler tarihi olduğunun kanıtı. Askeri darbe olmasa da siyasi darbeler devam ediyor. Halkın iradesini sandıkta yenemeyen, kazanamayanlar, bu tür darbelerle başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar. Üç büyükşehir belediyesi eşbaşkanlarımızın şu ana kadar yapmış olduğu, önceki kayyumların pisliklerin temizlemekti. Henüz o işi tamamlayamamışlar ki yerine yine kayyum atadılar. Türkiye hukuku ve demokrasisi bir kez daha zedelendi. Bunu kabullenmeyeceğiz” dedi.

burhanekincii@gmail.com

twitter @brhekinci

Stand: 20.08.2019, 10:15