Özel | Exklusiv: Barışı istemek de suç! | Frieden zu fordern, ist ein Verbrechen!

Gencay Gürsoy

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Barışı istemek de suç! | Frieden zu fordern, ist ein Verbrechen!

Von Burhan Ekinci

Türkiye’de yargı adeta AKP/Erdoğan iktidarının talepleri doğrultusunda muhalifleri cezalandırıyor. İktidar emrinde olan yargı en son, barış isteyen 79 yaşındaki Gençay Gürsoy’a hapis cezası verdi. Yargıçlardan hukuk içinde kararlar vermelerini beklemek artık hayal...

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Gençay Gürsoy 79 yaşında bir akademisyen, doktor. Aynı zamanda insan hakları savunucusu ve bir aktivist. Türkiye’nin en acımasız askeri darbesinin yapıldığı yıl yani 1980’de profesör oldu. Ancak 12 Eylül askeri darbesinden üç yıl sonra 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası’na dayanılarak “bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmamak üzere” görevinden uzaklaştırıldı. Gürsoy, 1990’da Danıştay kararı ile kaybedilmiş haklarını geri alarak, görevine döndü.

Türkiye İşçi Partisi’ne daha öğrenciyken katılan ve gençlik kollarında çalışmalar yürüten Gürsoy, henüz genç bir profesörken devletinin faşizan yüzüyle karşılaşmış, mağdur edilmişti.

Aradan 25 yıl geçti, Gürsoy hakkında,Türk devletinin muhalifleri susturma, sindirme, faşizan politikalarında bir gıdım ilerleme kaydetmediğini kanıtlayan bir karar çıktı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Aralık’ta Gürsoy’a,2 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

Neden mi? Mahkemenin gerekçesi, “terör örgütü propagandası yapmak.”

Gerçek ise Gürsoy’ın, “savaşa hayır, barış” demesiydi.

Mevcut yargı için, Gürsoy’un ya da herhangi bir yurttaşın, devletin savaşına karşı çıkıp,barış talebinde bulunması tutuklanmak ya da yıllarca cezaevinde yatmak için yeterli gerekçe olarak görülüyor.

Gürsoy’un da imzacısı olduğu Barış Bildirisi’nde, 2015 yılında Kürt bölgesinde yaşanan sokağa çıkma yasakları, operasyon ve “hendek savaşları”nın sona erdirilmesi ve şiddetin bitmesi için çağrı yapılmıştı. "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı iki dilde hazırlanan bildiri, 11 Ocak 2016'da 1128 akademisyenin imzasıyla yayımlanmıştı. İmza atanlar arasında Noam Chomsky, David Harvey, Judith Butler ve Immanuel Wallerstein gibi tanınmış akademisyenler de vardı.

Kürt şehirlerinin tankla, topla yerle bir edildiği, çözüm sürecinden sonra bombardımanların, silah seslerinin yeniden duyulduğu, ölümün yeniden sıradanlaştığı günlerdi.

Kendisine yönelik en küçük muhalif sese tahammül edemeyen Erdoğan, bildiriye tepki göstermiş, akademisyenleri, “aydın müsveddeleri”, “karanlık tipler”, “alçaklar” ve “cahiller” gibi ifadelerle suçlamış, yargıya gerekli talimatı vermişti.

Akademisyenler hakkında neredeyse tek elden yazılmış çok sayıda ayrı iddianameler hazırlanarak, davalar açıldı.

Gençay Gürsoy da yargılananlardan biriydi ve şahsında verilen bu ceza, Türkiye’nin ilerici aydınlarına, demokratlarına, barışseverlerine, savaş karşıtlarına yönelik bir sindirme cezası aslında.

İktidar Gürsoy gibi değerli ve tanınmış şahsiyetler üzerinden herkese açıktan mesaj veriyor: “Bana karşı gelirseniz kodesi boylarsınız!”

Bunu da o kadar aleni ve açıktan yapıyor ki, kimse şaşırmıyor. Zaten Gürsoy da aldığı hapis cezasına şaşırmadığını belirtti ve “Ne usul ne esas bakımından hukukun geçerli olmadığı bir dönem yaşanıyor” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, neredeyse muhaliflere yönelik açılan her yargılamada duruşma salonunda bulunan bir isim. Telefonla yaptığımız görüşmede, sadece gün içinde (12 Aralık) İstanbul’da 26 barış akademisyenin farklı duruşmaları olduğunu hatırlatıyor.

Tanrıkulu’na göre, Türkiye’de rejimin değiştiği en açık bir biçimde ifade özgürlüğü bağlamında Cumhurbaşkanı’nın şikayeti ile açılan davalar üzerinde görülebilir. (Ben bu satırları yazarken, bir diğer Barış imzacısı Nuray Mert hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi.)

Bir yandan ülkeye dönmeleri için akademisyenlere 24 bin TL maaş vaadi, diğer yandan gözaltı, yargılama, ceza verme, hapse attırmalar. Dönüş yapan tek örnek duymadık ama “garsonluk yapmak” pahasına fırsatı bulanlar yurt dışına çıkıyor, sürgünde yaşamayı, Türkiye’de yaşamaya tercih ediyorlar.

burhanekincii@gmail.com

twitter @brhekinci

Stand: 13.12.2018, 16:15