Özel | Exklusiv : Kürtlerden Erdoğan’a ders, CHP’ye mesaj

Der türkische Staatspräsident Recep Tayyip Erdogan und der AKP-Kandidat bei der Istanbuler Oberbürgermeisterwahl, Binali Yildirim

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv : Kürtlerden Erdoğan’a ders, CHP’ye mesaj

Von Burhan Ekinci

İstanbul’da kazanan demokrasi, eşitlik ve barış özlemi oldu. Halk, AKP/ Erdoğan’a Kürtlerin meşhur deyişiyle “Êdî Bes e/Artık yeter” dedi. Erdoğan barış ve demokrasiye dönmezse, Kürt sorununu çözmeyen önceki hükümetler gibi iktidarı tarihin tozlu sayfalarında kalacak.

23 Haziran İstanbul seçimlerini, HDP ve İYİ Parti’nin tam desteğini alarak 806 bin oy farkıyla kazanan CHP adayı Ekrem İmamoğlu yüzde 54’lük oy oranıyla İstanbul rekorunu da kırdı. 1984’te Bedrettin Dalan’dan bu yana İstanbul’da hiçbir belediye başkanı İmamoğlu’nun kazandığı bu oranda oy alamadı. Siyaset sahnesine 1994 yerel seçimlerinde İstanbul başkanı olarak çıkan, ardından başkanlıklardan sonra Cumhurbaşkanlığı’na geçen Erdoğan sadece yüzde 25 ile seçilmişti. Kentin son 10 seçimine bakıldığında da CHP’li adayların en yüksek oyla seçildiği görülüyor. Rekor, 1973 seçimlerinde CHP adayı Ahmet İsvan’da. Tam yüzde 63.6 ile seçildi, ikincilik yine CHP’li bir isim olan Aytekin Kotil’de.

Erdoğan’ın 1994’te İstanbul’u kazanmasından sonra kenti hep muhafazakârlar yönetti. Erdoğan’ın kazandığı yıl, sol ve sosyal demokratlar bölünmüştü. 23 Haziran sonrası için bu kez, AKP içinde kopuşlar gündeme geliyor. Ali Babacan-Gül ve ayrı kulvarda hareket eden Davutoğlu’nun yeni partileri yolda. Bu iki parti kurulursa, İmamoğlu’nun İstanbul’u kazanmasıyla bu kez muhafazakârlar bölünmüş olacak.

AKP, bugüne kadar İstanbul’un tek hâkim gücü olarak dünyadaki pek çok ülkeden daha kalabalık olan kentin pastasını kendi hazırladı, kendi pişirdi, kendi yedi. Metropol kentin bütçesi, pastanın büyüklüğünü gösteriyor. 2019 yılı bütçe giderleri 23.8 milyar TL, bütçe gelirleri 20.6 milyar TL, finansman açığı ise 3.2 milyar TL olarak öngörülmüş. Bu bütçesiyle İBB, Türkiye’nin 11 bakanlığının bütçesini de solluyor.

AKP için kenti elinde tutmak kuşkusuz çok önemliydi. “İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır” sözü bizzat Erdoğan’a ait. İstanbul adeta küçük bir Türkiye. Ülkenin her yerinden insanların yaşadığı mega bir kent. İstanbul’un kaybedilmesi, AKP için 17 yıllık iktidarlarının sonu için bir başlangıç olacaktı. İBB’de yaşanan yolsuzluklar, fesat karıştırılan ihaleler, dönen rüşvet çarkı, yandaşa aktarılan kasaların kapanması da cabası. Bu yüzden 31 Mart seçimlerinden sonra hepimizin yakından tanıklık ettiğimiz tartışmalı süreç başladı.

Unterstützer der pro-kurdischen HDP während einer Demonstration

AKP’nin Erdoğan’da temsilini bulduğu güç çılgınlığına, devletin sonsuz imkânlarını kullanarak gerçekleri istedikleri gibi manipüle etmesine toplum set çekti. Bir yandan Kürtlere “defolun, ya sevin ya terkedin” deyişi,  diğer yandan “Kürdistan” “Pekeke” çıkışları, bir yandan Abdullah Öcalan mektubunu manipüle etme, diğer yandan PKK’ye yönelik hava ve karadan büyük operasyon, olmadı kırmızı bültenle aranan kardeş Öcalan’ı TRT’ye çıkarmalar... Bunların yanı sıra ekonomik kriz, açlık, kibir, ‘en doğruyu ben bilirim’ şarlatanlığı, ‘tek doğru var, o da benim doğrum’ dayatması, insanların giyimine, içkisine karışılması, “teröristler”, “Pontuscular”, “vatan haini” yaftaları dipte büyük mağduriyetler yarattı. Türkiye halkında özgürlüğe duyulan açlığa, İmamoğlu’na yapılan haksızlık eklenince, AKP, 17 yıllık iktidarlarının en ağır yenilgisini tattı.

Bu sonuçla sadece İstanbul halkı değil Türkiye halkı, AKP/Erdoğan’ın “Durmak yok yola devam”ına sert bir el fireni çekmiştir. Kürt siyasi hareketinin kararlılığı ve HDP’nin parti olarak “stratejik tutumu” ve taktiklerinin bu sonucun alınmasında büyük payı var. Kürt seçmen, AKP’nin son dakikada devreye soktuğu PKK lideri Öcalan’ın manipüle edilen mektubunu iyi okudu ve oyuna gelmedi. Hatta, daha da örgütsel olarak sandığa gittiler, İmamoğlu’na oyu verdiler. Üstelik HDP’nin Kürt bölgesinden kimi mütedeyyin kesimleri İstanbul’a getirerek, özellikle Kürt seçmenin yoğun olduğu ilçelerde çalışmalara kattığı, kapı kapı dolaştığı da biliniyor.

Görünen o ki, HDP’siz siyasi bir kazanım mümkün değil. Kürt siyasetinin deneyimli ismi Hasip Kaplan, AKP’nin Kürtlerle barışması için çok ciddi adımlar atması gerektiğine inanıyor. İlk olarak Kasım 2016 yılından beri cezaevinde olan Selahattin Demirtaş ve seçilen diğer Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Kaplan, Kürtler olarak kardeşlik değil, eşit yurttaşlık istediklerini özellikle dile getiriyor. Kaplan’a göre, Türkiye’nin diyaloga ve barışı konuşmaya ihtiyacı var. Hasip Kaplan’ın deyimiyle “Kürt sorununu çözemeyen iktidarların hepsi gitti, çözmezse AKP de gider.”

İstanbul seçimi Türkiye’de yeni bir sürecin başlangıcı için bir adım. CHP’ye de düşen pek çok sorumluluk var. CHP özellikle Kürt seçmenin tavrını, kendisine verdiği mesajı iyi okumalı ve buna göre pratik siyasi-politik açılımlara girmeli. CHP için artık Kürt meselesiyle ilgili raporlar hazırlama dönemi bitmeli.

Geldiğimiz noktada, Kürtler Erdoğan’a iyi bir ders, CHP’ye ise bir fırsat verdi.

Hangi parti daha cesur ve daha akıllı siyaset yürütecek, önümüzdeki günler gösterecek.

 

burhanekincii@gmail.com

twitter @brhekinci

Stand: 29.06.2019, 11:03