Özel | Exklusiv: Seçmen köpürdü, bira hisseleri fırladı! | Die Wähler brausen auf, Bieraktien gehen auf Hochtouren!

Funny Facts über Bier

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Seçmen köpürdü, bira hisseleri fırladı! | Die Wähler brausen auf, Bieraktien gehen auf Hochtouren!

Von Bülent Mumay

Dünyanın hangi ülkesinde iktidarın muhalefete belediye kaptırması, bira şirketlerini daha kıymetli hale getirir? Elbette ileri demokrasinin beşiği, Türkiye’de!

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Türkiye’de yaşayan bir gazeteci olarak 31 Mart yerel seçimlerinden sonra yüzlerce haber izledim, seçim sonuçlarına ilişkin onlarca analiz okudum. Kendi tezlerim de vardı elbette. Seçim sonuçlarının ülkenin iklimini nasıl değiştirebileceklerine ilişkin haberlerin hiçbiri, dünyaca ünlü Bloomberg haber ajansının yakaladığı detay kadar kısa ve çarpıcı değildi. Meselenin püf noktası, bir siyaset haberi yerine sıradan bir ekonomi haberinde gizliydi. Pazar günkü seçimlerin ardından Türkiye’de piyasaların nasıl açıldığına odaklanan ajans muhabirleri, özellikle iki hissedeki değişime dikkat kesilmişler. 25 yıldır AKP ve türevi İslamcı partilerin elindeki İstanbul’un CHP’ye geçmesinin ardından hisseleri artan 2 şirket olmuş. Borsada işlem gören ülkenin en büyük bira üreticisi Efes ile Tuborg’un hisse değerleri ortalama yüzde 5 değer kazanmış. 

Borsada diğer şirketler kriz nedeniyle tepetaklak giderken bira şirketlerinin hisseleri neden prim yaptı? Bu artış, daha Batılı bir yaşam biçimine sahip olan CHP seçmenlerinin, belediyeleri kazanınca bira tüketimini artırmalarına ilişkin beklentiden kaynaklanmıyor. Ülkenin en büyük metropollerini CHP'nin kazanmasıyla belediyelerin, AKP’nin getirdiği alkol kısıtlamalarını hafifletmesi umudu bira hisselerini zıplatmış. Küçücük bir ekonomi haberindeki bu “rahatlama umudu” sadece alkol tüketimine ilişkin değil. Temsili demokrasinin, içinde sandık olan bir otokrasiye dönüştüğü Türkiye’nin ciddi bir rahatlamaya ihtiyacı var. 31 Mart seçimlerinin sonuçları; kutuplaştıran dilin, farklı kesimlerini birbirine düşman eden siyasi söylemin ortadan kalkması için ciddi bir umut.

AKP METROPOLLERİ NEDEN KAYBETTİ?

Ülkenin bir bölümü için umut olan şey, Saray’ın kâbusu diyebiliriz. Türkiye’nin en büyük metropolü, finansın ve kültürün başkenti İstanbul’u muhalefet partisine kaptırmak, AKP’ye bugüne kadar vurulan en ağır darbe oldu. Siyasetin finansmanı açısından büyük bir rant alanı olan İstanbul, Türkiye’de genel iktidarın da anahtarı olarak biliniyor. İstanbul’u alan parti, üzerinden çok zaman geçmeden ülkeyi yönetiyor. Erdoğan, tam 25 yıl önce oturduğu İstanbul Belediye Başkanlığı koltuğundan Ankara’daki 1000 odalı Saray’a uzandı. Eskiden Erdoğan’ın oturduğu koltuğun CHP’ye kaptırılması, Saray’ın iflası anlamına gelmiyor. Ama ileride siyaset tarihinde AKP için sonun başlangıcından söz edilecekse, Gezi isyanının yanı sıra 31 Mart seçimlerinin de anılacağı kuşkusuz.

Peki, AKP, başta İstanbul olmak üzere, başkent Ankara dahil çok sayıda büyükşehri neden kaybetti? Erdoğan 31 Mart gecesi yaptığı ünlü balkon konuşmasında, kaybetmelerinin gerekçelerini sıralarken şunu söyledi: “Sesimizi duyuramadık, derdimizi anlatamadık.” Türkiye medyasının yüzde 95’ini direkt ya da dolaylı olarak kontrol eden, gün içinde yaptığı tüm konuşmaları televizyondan canlı yayınlanan Erdoğan; tam aksine sesini fazlaca duyurduğu için bıkkınlık yaratmış olabilir mi? 1994’teki zaferi için “Manşetlerle çarpışarak kazandık” diyen Erdoğan, bu seçimlerde muhalefet adaylarını karalamak için attırdığı manşetler yüzünden kaybetmiş olabilir mi? 

KÜRTLERİ SIKIŞTIRMAK KAYBETTİRDİ

Yukarıdakilerden daha kritik iki hamle, Erdoğan’a kalelerini kaybetti. Birincisi, partisinin kendisinden daha düşük oy aldığını bildiği için yerel seçim kampanyasının göbeğine kendisini oturtması… Bu hamle, küçük şehirlerde lider miti üzerinden oy konsolidasyonu sağladı belki. Ama ekonomik krizin en sert vurduğu büyükşehirlerde ters tepti. Ekonominin motoru olan bu kentlerdeki durgunluk, Erdoğan figürü üzerinden AKP adaylarına kaybettirdi. Erdoğan’ın ikinci büyük hatası, aşırı milliyetçi ortağı MHP ile birlikte yükselttiği Kürt karşıtı söylem oldu. Kürtlerin kitlesel olarak oy verdiği HDP’yi terörist ilan etmesi, muhalefetin HDP ile her türlü temasını şeytanlaştırması büyük hata oldu. Bu politikalara tepki olarak HDP, Batı’daki metropollerde aday göstermeyerek seçmenlerini AKP karşısındaki en güçlü adaya yönlendirdi. Ülkede yaklaşık yüzde 10 oyu bulunan HDP'nin seçmenleri, kritik metropollerde oylarını muhalefete vererek Erdoğan’a kaybettirdi.

Peki, 31 Mart’tan sonra neler yaşanabilir? Bakmayın AKP’nin, kıl payı kaybettiği İstanbul sonuçlarına itiraz etmesine… Yenilgiyi hafifletmek, tabanın dağılmasını engellemek, biraz da zaman kazanmak için yapılan bir hamle. Büyükşehirlerin kaybedilmesi, Erdoğan’ı yumuşamak zorunda bırakacak. Seçimlerden zaferle ayrılsaydı bile uğraşmak zorunda olduğu bir ekonomik kriz var. Kaynak bulmak için ya yabancıların kapısını çalacak, ya da içeride acı reçeteler uygulamak zorunda kalacak. Her iki seçenek de Erdoğan’ın astığım astık kestiğim kestik söylemini sürdürmesine imkan vermiyor. Erdoğan’ın görev süresi 2023’te sona erecek. Ancak muhalefet blokunun yaratacağı dalga ve yeni kazanılan belediyelerdeki performans, 2023’ten önce ülkeyi erken seçimlere taşıyabilir.

Stand: 03.04.2019, 09:45