Özel | Exklusiv: Çaresiz kondüktör: Önce trenden indirdi, şimdi 1. sınıf koltuk dağıtıyor | Verzweifelter Schaffner: Erst warf er sie aus dem Zug, nun verteilt er Sitzplätze in der 1. Klasse

Türkischer Präsident Recep Tayyip Erdogan

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Çaresiz kondüktör: Önce trenden indirdi, şimdi 1. sınıf koltuk dağıtıyor | Verzweifelter Schaffner: Erst warf er sie aus dem Zug, nun verteilt er Sitzplätze in der 1. Klasse

Von Bülent Mumay

Seçim rüşveti dediğiniz şey, normalde seçmenlere dağıtılır. Sandığa kısa süre kala gözlerini boyayarak oylarını almak için... Ama Erdoğan’ın sıkıntısı çok daha büyük. Gidenleri değil, kalanları tavlamaya çalışıyor.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

- Abdülkadir A.: Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun. Kaymakam, emniyet müdürü, vali olarak görev yaptı. 

- Sadık Y.: Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Uzun yıllar savcılık ve Cezaevleri Genel Müdürlüğü görevini üstlendi.

- Faruk Ç.: Yüksek İslam Enstitüsü’nde okudu. Ticaretle uğraştı, kendi kurduğu yerel gazetede köşe yazdı.

- Mevlüt U.: Hukuk okudu. Serbest avukatlık yaptıktan sonra büyük bir konut sitesinin yönetimini üstlendi.

Milyarlarca Euro bütçesi olan bir bankanın sahibi olduğunuzu varsayın. Önünüze gelen yukarıdaki özgeçmişlerin sahipleriyle çalışır mıydınız? Yukarıdaki isimlerden kimisini, cezaevlerini yönettiği için bankanın koruma müdürü; kimisini de İslam enstitüsü okuduğu için bankanın mescidine sorumlu olarak almaktan söz etmiyorum. Hukuk mezunu olan da, sorunlu kredilerin takibiyle ilgilenmiyor. Mevlüt U. da bankanızın lojmanlarının yönetimine talip değil. Abdülkadir A., yönettiğiniz bankanın en tepesine, yönetim kurulu başkanlığına oturmak istiyor. Diğer üç isim de A.’nın yöneteceği kurulda üye olacak, milyarlarınızın geleceğine hükmedecek.

Hadi bir fantezi daha kuralım. Hani olmaz ya, 1000 odası olan bir saraydan ülkeyi yönetiyorsunuz. Tek imzanızla yargıyı, ekonomiyi, medyayı, özetle bütün ülkeyi şekillendiriyorsunuz. Kararlarınızı verirken kimseye danışmayı sevmiyorsunuz doğal olarak, yine de sarayınızda yüzlerce danışman çalıştırmaktan imtina etmiyorsunuz. Tüm bu “danışılmayan danışman” ordusu yetmiyormuş gibi bir gün “Yüksek İstişare Kurulu” oluşturmaya karar veriyorsunuz. Buraya atadığınız ilk üye, yaptığı hatalardan dolayı “Bana ahmak diyebilirsiniz” cümlesiyle bilinen biri olabilir mi? “Yüksek” meseleleri istişare ederken kendisine “ahmak”diyen Bülent A.’dan akıl alır mısınız?

TEK GEREKÇE: KAYBETME KORKUSU

Yukarıdaki varsayımlara ilişkin kararları, normal koşullarda asla almazsınız. Ne milyarlarınızı riske edersiniz, ne de kararınızı ahmaklık sicili olan biriyle müzakere edersiniz... Ancak kendi kaybedeceğiniz şey çok daha büyükse, rasyonel görünmeyen bu işe alım kararlarına imza atarsınız. 25 yıldır yönettiğiniz İstanbul’u, 17 yıldır tek egemeni olduğunuz Türkiye’yi yitirmek gibi bir korkunuz yoksa; tek ortak özellikleri eskiden AKP’de üst düzey görevlerde bulunmaktan ibaret olan bu isimleri bu görevlere atamazsınız.

Ama siz Recep Tayyip Erdoğan değilsiniz. 31 Mart’taki yerel seçimlerde büyük bir darbe almadınız. Ülkeyi soktuğunuz ekonomik kriz nedeniyle iktidarınız sallanmıyor sizin. Elinize yüzünüze bulaştırdığınız diplomasi anlayışınız yüzünden uluslararası güçlerin arasında da kalmadınız. Daha önemlisi, su almaya başlayan geminizi terk etmek isteyenler yok. Uzun yıllar beraber çalıştığınız en yakınlarınız yeni parti kurmaya hazırlanmıyor, geminizdeki tayfaya da göz dikmiyor. “Aynı Gemideyiz” söylemiyle tavlamaya çalıştığınız farklı toplumsal kesimlerden de güvertenize çıkan pek kimse yok.

“ESKİ GÜZEL GÜNLER” MESAJI

Erdoğan, yukarıda anlattığım sancılar nedeniyle  “Batan geminin malları bunlar” diyerek partililerine makam rüşvetleri dağıtıyor. İstanbul seçimlerine birkaç hafta, Davutoğlu ve Babacan’ın parti hazırlıklarına ise aylar kala ağır toplarını içeride tutmaya çalışıyor. Koltuk dağıttığı bu isimlerin AKP’den yeni parti saflarına geçmesi halinde hem örgütten hem de seçmen kitlesinden bir kayma olacağını biliyor. Eski ekibi çevresinde tutarak, parti tabanına  “fabrika ayarlarına dönüyoruz” çağrısı yapıyor. Seçmenlere de “O eski güzel günlere dönüyoruz. Yine bize oy verin” mesajı vermiş oluyor.

Erdoğan daha önce parti içi muhalefete defalarca şu tehdidi savurmuştu: “Bu trenden inen bir daha binemez!” Ama anlaşılan Erdoğan, trenin raydan çıktığını görünce, daha önce kendi elleriyle trenden indirdiği isimlere, 1. sınıf koltuklar dağıtmak zorunda kaldı. Bakalım bu manevralar, AKP’yi girdiği karanlık tünelden çıkaracak mı?..

Stand: 04.06.2019, 17:15