Özel | Exklusiv: Rövanşizmin anavatanı | Die Heimat des Revanchismus

Ein Kind liest den Koran

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Rövanşizmin anavatanı | Die Heimat des Revanchismus

Von Bülent Mumay

Yakın Türkiye tarihi, köy öğretmeni ile taşra imamı arasındaki kavgayla geçti. Ancak AKP iktidarı bu kavgayı tamamen ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Aslında bitecek olan kavganın kendisi değil, rollerden biri tarihe karışıyor.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Gerçek bir hesaplaşma yaşamamış, işleyen bir demokrasisi ve konsensüs kültürü olmayan bütün toplumlar gibi, birkaç yüzyıldır tarih çizgisi üzerinde debelenip duruyoruz. Osmanlı’nın oyun’u kaybetmeye başlamasından bugüne dek, her birkaç on yılda bir gücü eline geçirenlerin tahakkümüyle geçiyor zaman. Eski mazlumun muktedir olunca intikam aldığı, sadece rollerin değiştiği ama rövanşizmin geçmeyen tek hastalık olduğu topraklarda yaşıyoruz. Herkesin, gücünün yettiğine orantısız bir şiddet uyguladığı bir iklimdeyiz. Enerjisini, öfkeye ve intikama ayıranlarız biz. Mağduriyetlerimizi bir şövalye gibi taşımayı bilmeyiz, eski acılarımızın üzerinden yeni mağdurlar inşa etmek isteyenleriz.

İktidarda olanlar ilk olarak, ideallerini sürdürecek gelecek nesilleri yetiştirmek için eğitim politikalarına el attılar hep. Atatürk’ün inşa ettiği modern cumhuriyetin yaptığı bundan farklı bir şey değildi. Rönesansını, aydınlanmasını yaşamayan topraklar, 1923’te laiklikle tanıştı. Bir imparatorluğun yıkıntılarından konsensüs yaratmanın mümkün olmadığı zamanlardı. Okuma yazma oranının tek haneli bir rakam olduğu, doğru dürüst ne aydını ne de işçi sınıfı olan bir ülkede laikliği anlatmak, akabinde hayata geçirmek oldukça zordu. Tarımla geçinen, büyük çoğunluğu taşrada yaşayan nüfus, yüzyıllardır dinin damga vurduğu bir ilişkiler sarmalındaydı. Basit bir kristalleştirmeye gidecek olursak, köye atanan öğretmenin, orada sözü geçen cami imamı karşısında pek şansı yoktu.

3 CANA 3 CAN

Köye atanan öğretmenin iktidar imgesine dönüşmesi sancılı oldu. Yüzyıllardır imamın yolundan gidenler bu topraklarda yaşamaya devam ediyordu, bir gecede onların çocuklarının da yüzünü Batı’ya çevirmek mümkün değildi. İmam ile öğretmenin arasındaki gerilimde biriken gaz, yakın tarihimizdeki her seçim, toplumsal olay ya da darbeden sonra büyük bir patlamaya yol açtı. İktidarı yakalayan her kimse, öteki ile uzlaşmayı değil onu gömmeyi denedi. 1960’ta yönetime el koyan “öğretmen”in iktidarı, sağcı başbakan ile 2 bakanını idam etti. Bundan 11 yıl sonra “taşra imamı”nın iktidarı, 1960’ın intikamını almak için 3 solcu genci idam sehpasına yolladı. 

1980’de (kendileri açısından) son başarılı darbeyi yapan cuntacılar, yaklaşık 50 kişiyi asmakla yetinmediler. Ülkedeki sol dalgaya panzehir olarak taşra imamını sahaya sürdüler. Din dersleri zorunlu hale getirildi, eğitimde gerici kadrolaşma sağlandı ve ülkenin dört bir yanına imam hatip liseleri açıldı. Merkez sağ iktidarlar sayesinde, tarikatların eğitimden ticarete toplumun her katmanında egemen olmasının önü açıldı. Bu gidişata sivil tepkiler elbette vardı ancak durumdan vazife çıkaran askerler, muhalefetten rol çalmayı tercih ettiler. 28 Şubat 1993’te İslamcı başbakan Necmettin Erbakan’ın önüne imzalamak zorunda kaldığı bir liste verdiler. Erbakan’ın uygulamaya başladığı, istifa etmesiyle iktidara gelen koalisyonun hayata geçirdiği maddeler, dinselleştirilen eğitimi laiklik çizgisine getirmeyi amaçlıyordu. Ancak oldukça katı yöntemlerle… Orta yol bulmak yerine, rövanşist duygularla çok sayıda okul kapatıldı, üniversiteye başörtüsü yasağı katı biçimde uygulanmaya başlandı, dini örgütlenmelerin önü kesildi.

KREŞ İMAMI DÖNEMİ

Yapanların “Bin yıl sürecek” dediği 28 Şubat’ın ömrü uzun olmadı. Taşra imamının öfkesi sandığa yansıdı, 2002’de iktidara Erdoğan geldi. İntikam alma sırası ondaydı. Gücünün zirvesinde hissettiği andan itibaren laikliği rafa kaldırmaya başladı. Başörtüsü artık özgür, başı kapalı hakimlerimiz de, subaylarımız da var artık. 2002’de 450 olan imam hatip sayısı, 2018 sonu itibarıyla 4 bini aştı. Mahalle aralarındaki sıradan okulların tabelası bir gecede imam hatibe dönüştürüldü. Öğrenciler aniden kendilerini dini bir eğitim veren okullarda buldular. Ama bu da yetmedi, artık çocuk yuvalarında bile zorunlu din eğitimi var. 4-6 yaşındaki öğrencilere Kuran kursları veriliyor. Hatta Diyanet, geçen haftadan itibaren çocuklara namaz kıldırabilecek çocuk imamlar bile yetiştirmeye başladı. Taşra imamı ile köy öğretmeni arasında çekişme de artık sona erdi. Çünkü öğretmenler koltuklarını bile imamlara devretmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Sertifika alan imamlar, artık yuvalarda öğrencilere ders verebilecek! Anne karnında dini eğitim mi? Onu da çok beklemeyeceğiz gibi görünüyor.

Stand: 04.02.2019, 15:20