Özel | Exklusiv: Koltuğuma göz diken teröristtir! | Wer es auf unser Amt abgesehen hat, ist ein Terrorist!

Türkischer Staatspräsident Recep Tayyip Erdogan

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Koltuğuma göz diken teröristtir! | Wer es auf unser Amt abgesehen hat, ist ein Terrorist!

Von Bülent Mumay

24 Haziran öncesindeki ekonomik vaatlerin hiçbirini tutturamayanlar, 31 Mart yerel seçimlerine giderken benzer sözler veremez haldeler. Ama istikrarlı oldukları tek şey var: Kendileri dışındaki herkesi terörist ilan etmek.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Türkiye’de her siyasi çizgiden her seviyedeki siyasetçi, seçmenin kalbini fethedecek en önemli şeyin ekonomik vaatler olduğunu bilir. Yurttaşların ceplerini ilgilendiren meselelerdeki hassasiyetini düşünerek, seçimlerden önce en gür sesleriyle bu alandaki vaatlerini sıralıyorlar. 31 Mart’taki yerel seçimlere yaklaşırken, iktidar da muhalefet de kazanmaları halinde ekonomiye ilişkin atacakları adımlardan söz ediyor. Bu yeni vaatleri dinlerken, insanın aklına ister istemez geçen senenin 24 Haziranı’ndaki çifte seçimler öncesinde verilen sözler geliyor. Hem ilk partili cumhurbaşkanlığını, hem de parlamento seçimlerini AKP aldığı için; 24 Haziran’dan önce “kazanınca yapılacaklar” diye seçim meydanlarında duyurduklarına hep birlikte göz atalım isterseniz.

AKP’nin en önemli vaatlerinden biri, seçmenleri de büyüleyen “ekonomik büyüme”ydi. Büyümenin, kendi hayatlarına da değeceğine, onların da bütçelerini büyüteceğine kanaat getiren seçmenler, “Türk tipi başkanlık” koltuğuna Erdoğan’ı getirmeyi tercih ettiler. Yanılmaları çok uzun sürmedi. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,3, ikinci çeyreğinde ise yüzde 5,2 büyüyen Türkiye ekonomisi; AKP’nin 24 Haziran’daki çifte zaferinden sonra küçülmeye başladı. Zaten Erdoğan’ın seçimleri erkene almasının sebebi de buydu. Ekonomi tepetaklak gitmeden zaferini ilan etmek. Türkiye 2018’in üçüncü çeyreğinde ancak yüzde 16 büyüme kaydedebildi. Bu aslında yaklaşık yüzde 10 küçülme demekti, çünkü Türkiye ekonomisigeçen yılın aynı döneminde yüzde 11,5 ile rekor büyüme yakalamıştı. 

DÜŞECEK DEDİKLERİ HER ŞEY ARTTI

AKP’nin seçim bildirgesinde yer alan en iddialı ekonomik vaatlerden biri de şuydu: “Faizler, enflasyon ve cari açık düşecek.” Faizlerle başlayalım… Türkiye, 24 Haziran seçimlerine giderken Merkez Bankası’nın belirlediği faiz oranı yüzde 17,75 seviyesindeydi. Erdoğan’ın vaadi seçimden sonra bunu düşürmekti. Burada da tersi oldu. Türk Lirası’nın değer kaybetmesi karşısında daha fazla direnemeyen Merkez Bankası, faizleri yüzde 24’e çıkararak Türkiye’yi bu alanda dünya üçüncülüğüne yükseltti! Vatandaşın cebine en çok değen, enflasyon meselesine gelince… 24 Haziran’dan sonra Türkiye’nin uçuşa geçeceğini söylüyorlardı, ne yazık ki uçan tek şey fiyatlar oldu. Haziran 2018’de yüzde 15 olan enflasyon, seçimlerden sonra yüzde 25’lere ulaştı. Çarşı-pazarda hissedilen ise açıklanan resmi enflasyonun en az iki katıydı. Özellikle temel gıda fiyatları neredeyse yüzde 100 arttı.

Yukarıdaki üçlü vaadin en sonuncusu, "cari açık” meselesi ayrı bir paragrafı hak ediyor. Hükümet yanlısı basının başlıklarına bakacak olursanız, Türkiye 2018’de 27,6 milyar dolar ile 9 yılın en düşük cari açığını verdi. El hak, bu rakamın kendisi doğru. Ama cari açığın küçülmesi, ekonomideki bir başarıdan kaynaklanmıyor. Aksine, asıl sebep piyasadaki durgunluk nedeniyle ihracat ve üretime yönelik ithalatın hız kesmiş olması. Sanayisi ve tüketimi son 10 yılın en dip noktasına varan bir ekonominin cari açığının büyümesini beklemek çok da doğru olmazdı elbette. Ama rekor olarak açıklanan 27,6 milyar dolarlık açığı yakından incelediğimizde, rakamı buralarda tutmak için büyük bir numaranın döndüğü ortaya çıkıyor. Türkiye’de ödemeler dengesindeki kaynağı belirsiz döviz giriş ve çıkışı, “net hata ve noksan” olarak adlandırılıyor. İşte bu kalem, 2018’de bir önceki yıla göre tam 35 kat artmış. 2017’deki 614 milyon dolarlık “kaynağı belirsiz” para, geçen sene 21,2 milyar dolara ulaşmış!

81 MİLYONUN CUMHURBAŞKANI?

Ekonomik vaatlerin hiçbirini tutturamayan “Yeni Türkiye” yönetimi, “istikrar”ı başka alanlarda sürdürüyor. 24 Haziran’dan önce Erdoğan’ın MHP ile kurduğu ittifaka oy vermeyenler “terör işbirlikçisi” olmakla suçlanıyordu. Seçimden sonra, ülkenin tümünü kast ederek “81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” sözü veren Erdoğan, 31 Mart yerel seçimlerine doğru 24 Haziran öncesindeki ayarlarına geri döndü. Bu alandaki istikrarını sürdürerek kendi ittifakı dışındaki 4 parti için “çete” tabirini kulandı. Çoğunluğu Kürt, milyonlarca seçmenin oylarıyla parlamentoya giren yasal parti HDP’yi de terör örgütü olarak niteledi. Çünkü “Yeni Türkiye”nin tek bir kuralı vardır, gerisi teferruattır: Saray’ın iradesini tehdit eden herkes teröristtir!

Stand: 19.02.2019, 15:00