Özel | Exklusiv: Hakikatsiz bir ülke: Yasakla, tutukla, yok et | Ein Land ohne Wahrheiten: Verbiete, verhafte, schalte aus

Türkischer Präsident Recep Tayyip Erdogan (rechts) mit seiner Ehefrau Emine Erdoan vor dem Dolmabahce Palast in Istanbul (Türkei)

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Hakikatsiz bir ülke: Yasakla, tutukla, yok et | Ein Land ohne Wahrheiten: Verbiete, verhafte, schalte aus

Von Bülent Mumay

AKP’yi 17 yıl iktidarda tutan şey, ne Erdoğan’ın karizmatik liderliği ne de popülist politikalar. İktidarlarını mutlaklaştırmak isteyenler, “hakikat”i avuçlarının içine alarak yok ettiler.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

AKP’nin (Türkiye'nin çok partili yaşama geçmesinden bu yana) en uzun tek parti iktidarını kurmasının arkasında kuşkusuz birçok sebep var. Erdoğan’ın karizmatik liderliğinden, pragmatizmle şekillenen politikalarına; uluslararası konjonktürden, bölgesel dengelere kadar birçok sebepten söz etmek mümkün. Ama bunların tümünün, 17 yıllık kesintisiz tek parti iktidarını yaratmasına temel olan yegâne bir madde var: AKP’nin enformasyonu yönetme becerisi. Bu becerinin bir kısmını, olağan demokrasilerde gördüğümüz “halkla ilişkiler operasyonu” olarak nitelendirmek mümkün. Ama gerisi, oldukça antidemokratik yöntemlerle farklı sesleri susturmaktan ibaret. Gerek ekonomik, gerek hukuki yöntemlerle medya piyasasını şekillendirerek, bilginin kamuoyuyla buluşmasını büyük bir başarıyla yönetiyorlar.

Çok açık bir biçimde, toplumun geniş kesimlerinin gerçeklerle buluşmasından korkuyorlar. Merkez medyayı, ana akımı yok ederek; kendilerine göre tehlikeli bilgilerin, marjinalleştirdikleri küçük gazetelerde sıkışmasını sağlıyorlar. Buralarda çıkan haberleri de ya mahkemelerden çıkardıkları yayın yasaklarıyla; ya da baskın, tutuklama gibi “hukuki” yöntemlerle perdelemeye çalışıyorlar. Sadece son bir haftada, “olağan” bir demokraside istifalarla sonuçlanabilecek çok sayıda skandala tanıklık ettik. Ama 17 yıllık AKP iktidarının başat becerisi sayesinde, olan biteni çoğumuzun ruhu duymadı. 

FOTOĞRAF ÇEKME SUÇU

Skandallardan ilki hem diplomatikti, hem de vicdanları yaralayan cinstendi. Hakkında idam kararı bulunan Mısırlı rejim muhalifi Muhammed Hüseyin, Somali üzerinden Türkiye’ye gelerek iltica talebinde bulundu. Ancak “iadesi istenen suçlular” arasında olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. İstanbul Havalimanı’ndan ertesi gün kalkan uçakla Kahire’ye gönderildi. Erdoğan’ın açıkça nefret ettiği Sisi rejimine teslim edildi. Türkiye bu skandalı, Hüseyin’in uçağa bindirilirken fotoğrafını çeken bir temizlik işçisi sayesinde öğrendi. Küçük bir medya kuruluşunda haberin yayınlanmasıyla, özellikle AKP saflarından “İdam edileceği bilinen birini Sisi’ye neden verdik” isyanı çıktı. Faturayı kim ödedi dersiniz? Elbette iktidar değil. Fotoğrafı çeken işçi Emin Çelik, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi tuhaf bir suçlamayla tutuklandı. İade işlemlerini yapan 8 polis de açığa alındı. 

Türk Dışişleri’nin bu vahim hatasının ortaya çıktığı gün, ucu Dışişleri’ne değen bir başka skandal daha ortaya çıktı. Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nun yeğeni Şeyda Çavuşoğlu, yüksek lisans yapmak için girdiği sınavda 49 kişi arasından 48. olabildi. Sadece 5 kişinin kabul edildiği listede Çavuşoğlu’nun adını görenler, sosyal medyada tepkilerini dile getirince kamuoyu durumdan haberdar oldu. Türkiye’de olağan hale gelen bu tür bir kayırmacılık haberi, AKP’nin malum beceresiyle gizlenmek istendi. 49 öğrencinin puanlarının sıralandığı liste mahkeme kararıyla üniversitenin sitesinden kaldırıldı. Haberi yayınlayan sitelere de erişim yasağı getirildi.

GERÇEĞİ BUHARLAŞTIRMAK

Benzer bir yasaklama kararı, geçen hafta yaşadığımız çok acı bir faciadan sonra da geldi. İstanbul’da 7 katlı bir apartman, durduk yerde çöktü. Enkazın altından çıkan, sadece yaşamını yitiren 21 kişi değildi. Apartmanın son 3 katının kaçak yapıldığı, Erdoğan’ın çıkardığı “imar barışı” sayesinde hiçbir denetim olmaksızın yasal hale getirildiği ortaya çıktı. Apartman inşaatına verilen izinlerin altında da AKP’li bürokratların izi çıktı. İktidarın oy uğruna kaçak yapılaşmaya ve akabinde böyle facialara sebebiyet vermesini önlemek gerekiyordu. İktidarımız yine başat becerisini devreye soktu: Faciayla ilgili yayın yasağı getirildi!

Yasaklama ya da tutuklama gerektirmeyen bir operasyona da tanık olduk geçen hafta. Muhalif çizgideki Cumhuriyet Gazetesi, binlerce odası, sayısı tam olarak bilinmeyen uçak ve otomobilleri olan Saray’ın bir futbol takımı kurduğunu ortaya çıkardı. Haberin en önemli kanıtı, Futbol Federasyonu’nun sitesindeki takım bilgileriydi. Cumhuriyet’in eleştirel dille verdiği haber, ertesi gün iktidara yakın gazetelerde gururla yer aldı. Federasyon Başkanı’na ait gazete de birinci sayfasına taşımıştı haberi. Ancak haberin geniş kitlelere ulaşmasıyla, kamuoyunda bir homurdanma başladı. Ekonomik krizle boğuşulurken Saray’ın takım kurmasına tepkiler yükseldi. İlk haberin yayınlanmasından 48 saat sonra, Saray’dan bir açıklama yapıldı. Böyle bir takımın varlığı yalanlandı. Federasyon, takımı sitesinden kaldırdı. İktidara yakın gazetelerin internet siteleri haberi sildi. Geriye bir tek hakikatsiz bir ülke kaldı.

Stand: 12.02.2019, 18:30