Özel | Exklusiv: İşte bunlar hep 31 Mart korkusu | Die Angst um den 31. März

Recep Tayyip Erdogan (türkischer Präsident)

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: İşte bunlar hep 31 Mart korkusu | Die Angst um den 31. März

Von Bülent Mumay

Her adımını toplumun nabzına göre atan Erdoğan, neden bu kez anketlere güvenmiyor? Ortağı Bahçeli ile birlikte seçmenlere “beka” şantajını neden yapıyor? 

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Erdoğan’ın, kendi eseri olan “Yeni Türkiye”deki en büyük açmazı şu: Gücüyle birlikte kaybetme korkusu da, en ufak bir düşüşte yitirecekleri de artıyor. 2017’deki referandumla yarattığı “seçilmiş padişahlık” koltuğuna geçen yıl oturmasından sonra rahat bir nefes almasını bekliyordu herkes. Yeni sistemin propagandasını yaparken vadettiği “gül bahçesi”ni hayata geçirmesini umuyorduk. Ancak kendi eliyle yarattığı ekonomik kriz, ülkedeki her şeye tek imzayla karar veren Erdoğan’ın elini kolunu bağlamaya başladı. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça, kriz nedeniyle bazı büyükşehirleri kaybetmekten, gerek Saray’ın gerekse Türk tipi başkanlık sisteminin tartışmaya açılmasından endişe ediyor. Normal takvime göre 2023’e kadar Saray’daki koltuğunda rahatça oturmayı beklerken, seçmenden yerelde alacağı bir uyarıyla, kendisi için güven oylamasına dönüşecek bir erken seçim tartışmasının açılmasından korkuyor.

NİYE BU KEZ “GÜVENMİYOR”?

Yerel seçimlere ilişkin projeksiyonlar, Erdoğan’ın bu endişesini artırıyor. Sadece seçimler öncesindeki durumu gözlemlemek için değil, atacağı tüm adımların öncesinde anket yaptıran Erdoğan’ın bu kez ağzına rakamları almaması dikkat çekiyor. Önceki seçimlerin arifesinde, ne kadar önde olduğunu vurgulamak ve seçmenlerine moral vermek için sıklıkla anket sonuçları açıklayan Erdoğan, bu kez “Anketlere güvenmiyorum” açıklaması yapmak zorunda kaldı. Çünkü ideolojik olarak Saray’a yakın ya da tarafsız tüm anket şirketlerinin sonuçları, -arada rakamsal farklar olsa da- AKP’nin açıkça kan kaybettiğini gösteriyor. Ankara ve Antalya başta olmak üzere AKP’nin elindeki birçok büyükşehrin muhalefetin eline geçebileceği görünüyor. 25 yıldır Erdoğan çizgisinde yönetilen İstanbul’da muhalefet adayı Ekrem İmamoğlu’nun da, AKP’nin güvendiği adayı Binali Yıldırım ile arasındaki makasın her geçen gün kapandığı görünüyor.

TEHLİKELİ OYUNDA EL YÜKSELTTİ

Türkiye’yi yakından takip ediyorsanız ya da bu köşeyi daha önce okuma fırsatınız olduysa, Erdoğan’ın bu tarz zamanlardaki hamlesini biliyorsunuz. İktidara alternatif olabilecek her şeyi öcü gibi göstererek kendi seçmenini korkutmak, böylece kendi saflarında kalmasını sağlamanın peşinde. Ancak şimdilerde bu oyundaki elini yükselterek tehlikeli bir yola giriyor, çok ciddi bir toplumsal patlamanın zeminini hazırlıyor. Ülkede kendisini desteklemeyen herkesi terörist ilan ediyor. İşsizlik ya da hayat pahalılığının konuşulmasını önlemek, kriz nedeniyle seçmenlerinin kendisini terk etmesini önlemek için yerel seçimleri bir istiklal mücadelesine dönüştürüyor. Önce Erdoğan, akabinde ittifak yaptığı aşırı milliyetçi MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, sadece belediye başkanlarını seçeceğimiz 31 Mart’a “beka meselesi” olarak baktıklarını açıkladılar. Yani, kaldırım, içme suyu ya da kanalizasyon sorunumuzla kimin ilgileneceğine karar vereceğimiz seçim, Türkiye’nin var olma sorununa dönüşüyor!

ÖNCE “SANDIĞA GEL” DEDİ, SONRA...

Erdoğan ve ortağına göre, yerel seçimlerde muhalefetin zafer kazanması halinde Türkiye’nin düşmanları sevinecek! Mesele hayali “düşmanlarla” da sınırlı değil. Erdoğan gerek sosyal medyada, gerekse miting meydanlarında rakiplerine oy vermeyi terörle işbirliği olarak niteliyor. Geçtiğimiz günlerde, "Güvenlik güçlerimiz, PKK’nın tüm ümidini 31 Mart’ta ‘zillet ittifakı’nın başarısına bağladığını tespit ettiler”demişti Erdoğan. Son yaptığı sosyal medya paylaşımında ise karşısındaki ittifakın “Kandil ve Pensilvanya’nın güdümünde” olduğunu ilan etti. PKK ve FETÖ’nün (*) merkezlerini kast ederek… Birkaç ay önce PKK’ya “Özgürlük mücadelesi vereceksen sandığa gel” diyen Erdoğan, Kürt sorunu için demokratik çözüm isteyen HDP’ye “Sizin bu ülkede yeriniz yok. Yallah Kürdistan’a” dedi.

MİLLİYETÇİLİK KESMEDİ, DİN VERELİM

Erdoğan ve ortağının yarattığı bu söylem, yerel adaylarına da yansıyor. Muhalefetin milliyetçi adayı Mansur Yavaş karşısında kaybedeceğini anlayan AKP’nin Ankara adayı Özhaseki, seçmenleri şu cümleyle korkutmaya çalıştı: “CHP’nin adayı kazanırsa, su saatinizi okumaya teröristler gelecek!” Milliyetçilik yetmeyince, bu kez Allah’ı seçim kampanyasına alet ediyorlar. AKP milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, birkaç gün önce seçmenlere şu sözü verdi: “Bize oy verirseniz Allah size hesap sormayacak.” Anlayacağınız, kendilerinden hesap sorulmasını istemeyenler, Allah adına söz vermeye başladılar. Her seçim öncesinde vaat ettikleri cenneti bu dünyada veremeyince, 31 Mart öncesinde Ortaçağ’daki gibi “endüljans” bile dağıtabilirler!

(*) 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sorumlu tutulan Gülencilerin Türkiye yargısınca üyesi olmakla isnat edildikleri terör örgütü

Stand: 06.03.2019, 17:00