Özel | Exklusiv: Çoook yorgunuz, bizi bekleme sandık! | Wir sind sehr erschöpft Wahlurne, warte nicht auf uns!

Wahlen in der Türkei

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Çoook yorgunuz, bizi bekleme sandık! | Wir sind sehr erschöpft Wahlurne, warte nicht auf uns!

Von Ayşen Uysal

Yorgunuz. Siyasi bir yorgunluk ve yılgınlık bu. Ne her seçimde olduğu gibi sorumluluk üstlenmek ne de siyasi tercihimize uygun adayların peşine düşmek istiyoruz. Hatta oy kullanmak bile bazılarımıza zül geliyor. Parti liderlerinin sözlerini duymaya tahammülü olmayan, hatta hayatından televizyonu çıkaranlar var.  Haksız mıyız?

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Ülkeye hakim siyasi yılgınlık ve yorgunluğa bugünlerde bir de seçimlerin yaratmış olduğu bezginlik hali eklendi. Gelin bunun nedenleri üzerine birlikte düşünelim. Öncelikle seçimlerin adil ve dürüst yapıldığına dair inancımız sarsılmış durumda. 24 Haziran 2018 seçimleri bardağı taşıran son damlaydı. Oyların sayım ve dökümü meselesine gelmeden çok önce adilliği ile ilgili ciddi sorunlar vardı. Öyle ki, muhalefetin elinde neredeyse sadece alternatif medya kalmış, anaakım medyadan sesini duyurma imkânı kalmamıştı. Muhalefetin kadroları ve hatta HDP’nin cumhurbaşkanı adayı hapisteydi. Sadece Ketıl ile kampanya yürütüyordu! Bırakın adil olmayı dürüstlük bile değildi seçim. Oylarımıza sahip çıkmak için seçim günü görev üstlenen, canla başla çalışanlar kısa sürede açıklanan sonuçlar karşısında ellerinde oy çuvallarıyla kalakaldı. O günden elimizde böyle bir resim var. Bizzat şahidim gencecik insanların oylar sayılırken nasıl da her şeye dikkat ettiklerine, haklarını sonuna kadar savunduklarına. Sandık görevlileri ellerinde oy torbaları itiraz seslerini yükseltirken, ortada görünmeyen bir muhalefet adayı, çelişkili açıklamalar yapan parti yöneticileri… Bugün hala seçmenlerin en çok sordukları soru bu: “Sahi o gece Muharrem İnce neredeymiş?” Umutları da alıp gitmiş! Siyasi mücadele umudunu, değiştirebilme umudunu. Üstelik umut hırsızlığında yalnız da değil. Bugün yaptığı açıklamalarla herkesi kendisine güldüren, hiçbir güven duygusu uyandırmayan partinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden sorumlu genel başkan yardımcısı da en büyük suç ortağı. Kurduğu seçim güvenliği sistemini teminat olarak gösteren, ama seçim gecesi sadece sistemin çöktüğünü söylemekle yetinen şahıs. Hatırladınız mı? Aynı kişi bu seçimin güvenliği için de görevlendirilmiş! “Atı çalanlar Üsküdar’ı geçemeyecek” diye de açıklama yapmış. Atı çalanlar Üsküdar’ı geçti mi bilmem, ama umudumuzu çalanların geçtiği kesin. Bu manzara karşısında biz seçim yorgunu ve bezgini olmayalım da kim olsun?

Bu durum seçimlerle iktidarın değiştirilebileceğine dair umudu yok etmediyse bile çok azalttı. 24 Haziran seçim kampanyaları süreci henüz havayı değiştirmeden önce “seçimle gitmeyecekler” fısıltısı ortalıkta dolaşıyordu, ancak kampanya heyecanı bu havayı dağıttı. 24 Haziran gecesi, bu kaygı misliyle seçmenlerin önemli bir bölümü üzerinde yeniden hâkim oldu. Sık sık yapılan seçimler ve muhalefetin üst üste yaşadığı yenilginin yarattığı yılgınlık hissini de bu çerçevede düşünmek lazım. İşin bir de “temsil krizi” boyutu var. Zihinlerimizde “bizim seçtiklerimiz bizi ne kadar temsil ediyor?” sorusu giderek daha sık canlanıyor.

Bir de muhalefetsizlik sorunumuz var. Muhalefet edemeyen muhalefet partilerinden bahsediyorum, yoksa geleneksel olmayan muhalefet (protesto eylemleri, vs.) zaten baskılanmış ve yapılamaz hale gelmiş. Muhalefet partileri sık sık yapılan seçimler nedeniyle aday belirleme işine gömülmüş, içlerine kapanmış durumda. Ülkenin gerçek ve can yakıcı sorunlarından uzaklar, bu sorunlarla ilgilenmek için içlerinden çıkıp dışa dönemiyorlar bir türlü. Nerede, kim aday çıkaracak? Kim aday olacak? Kim kimin ayağını nasıl kaydıracak? Dertleri bundan ibaret olmuş. Seçmen bu erkek oyununun neden bir parçası olsun ki? Hele de kadınlar! Aklımızla dalga geçer gibi, iktidar partisi ana muhalefet işlevini de üstlenmesin mi?! Bunlar bu işi de beceremiyor, onu da biz yaparız” diyor herhalde. Sanırsın ki 17 yıldır ülkeyi başka parti yönetiyor! Kaldı ki, seçimler bir süredir iktidar için sadece “teknik” bir mesele. Görev paylaşımı işi. Prosedürü tamamlıyorlar. Ya muhalefet partileri için ne? En çok da biz seçmenler için seçim nedir? Sahi neden oy kullanıyoruz? İçinden geçtiğimiz zaman tam da bu sorular üzerine düşünme zamanı. Demokrasi için mücadele tam da buradan başlıyor.

Stand: 13.02.2019, 21:10