Özel | Exklusiv: Gündem nedir, ne değildir? | Was sind die eigentlichen Probleme im Land?

Inflation in der Türkei

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Gündem nedir, ne değildir? | Was sind die eigentlichen Probleme im Land?

Von Emine Algan

Ünlü bir televizyoncunun bilmem kaçıncı kez boşanması, ‘son dakika!’ anonsuyla verilirken, Cumhurbaşkanı Twitter’daki takipçi sayısıyla övünürken, toplumun gerçek gündeminde ne var?

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Bir ülkeyi yönetenlerin gündemiyle, o ülkede yaşayanların gündemi aynı mıdır? Evimizde otururken yahut (varsa) işe gidip gelirken, zihnimizi meşgul eden, çalışma arkadaşlarımız, ailemiz, eşimiz dostumuzla sohbet konularımızı belirleyen nedir? Televizyonlarda, gazetelerde, haber sitelerinde öne çıkan başlıklar mı?

Geçelim sohbet konularını, gün içinde ne yapıp ne yapamayacağımızı belirleyen nedir? Mesela, sırf ülkesinde barış istediği için işsiz bırakılan ve iki yıldan fazladır annesinin emekli maaşından verdiği harçlıkla geçinmeye çalışan bir akademisyen, “son dakika gelişmesi!” olarak duyurulan ünlü bir televizyoncunun boşanma haberiyle o gün ne yapar? Telefon faturasını nasıl ödeyeceğini mi düşünür, boşanan ünlünün ödeyeceği nafakayı mı? Ya da mesela, resmi kayıtlara “kaza” diye geçen ihmaller zinciri yüzünden oğlunu, kızını, kardeşini, anne-babasını, eşini, sevdiklerini kaybeden bir insan için, devletin en tepesindeki kişinin Twitter’daki takipçi sayısı ne anlam taşır? Beş aydır, her güne sevdiğinin yokluğuyla uyanan o insan, başka canlar yanmasın diye çırpınmayı mı sürdürür yoksa devlet büyüğünün takipçi sayısıyla gurur duyarak mı geçirir gününü?

Siyasetçilerin ve onların peşine takılıp aslî görevini çoktan unutan medyanın gündemi ne olursa olsun, toplumun gündeminde bambaşka mevzular var. Mesela İstanbul 3. Havalimanı inşaatı başladığından beri, çalışanların gündeminde ölümler, yaralanmalar ve insanlık dışı çalışma koşulları var. Yataklardaki tahtakurularına, yağmur altında saatlerce servis beklemeye, içinden böcek çıkan yemeklere isyan edip “Köle değiliz” dedikleri için hapse atıldıklarından beri işçilerin ve yakınlarının gündemine bir de mahkeme girmişti. 31 işçinin tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması 5 Aralık’ta yapıldı ve işçiler tahliye edildi.

Yunus Özgür, inşaat işçisi. 42 yaşında. Havalimanında çalışanlardan biri değil. Ama oradaki koşulları iyi biliyor. İnşaat-İş Sendikası’nın genel sekreteri. Sendika yönetiminden beş arkadaşını, 10 Ekim 2015’te Ankara’daki barış mitingine düzenlenen terör saldırısında kaybettikten sonra bu göreve gelmiş. Öncesinde Tuzla’daki tersanelerde montajcı olarak çalışırken de berbat koşullara, işçi ölümlerine ve yaralanmalara tanık olmuş. Havalimanı işçileri 14 Eylül’de eylem yaptıkları için aynı gece jandarma baskınıyla gözaltına alınınca Özgür de şantiye alanına gidiyor ve onu da alıyorlar. Ardından tutuklama ve üç aya yakın Silivri Cezaevi. Tahliye olduktan sonra neler hissettiğini sorunca, kendi sevincinden ziyade, işçilerin dönüşümünden bahsediyor:

“Şantiyeye gittiğimde 100 metre arayla zırhlı araçlar gördüm. Daha önce görmediğim, adını bile bilmediğim ürkütücü askeri araçlar. Maskeli özel harekât timleri. Sanki işgal güçleri bir şehri işgal etmiş, zorla kapılarını kırıp insanları dışarı çıkarıyorlar. Emniyet sürecinde kaba dayaktan, çok iğrenç şeylere kadar yaşadıklarımız... Korkunçtu. Zaten muazzam derecede korkutma amacıyla yaptılar. Oradaki işçi arkadaşlarımızın çoğu, sendikanın adını bile duymamıştı. Tutuklanınca şok yaşadılar. Kafasını duvarlara vuranlar, ağlayanlar… ‘Biz sadece hakkımızı istedik’ diyorlardı. Cezaevi süreci de çok kötüydü. Üçer üçer adli koğuşlara dağıttılar. Ben üç kişilik bir hücredeydim. Bütün bunlardan sonra mahkemeye çıktığımızda ise şöyle bir hava vardı: ‘Biz doğru bir şey yaptık, tutuklandık, pişman değiliz, yarın bir gün gene olsun gene yaparız!’ Tahliye kararına sevindim tabii, ama bu dayanışma beni daha çok mutlu etti.”

Sadece tutuklu işçiler değil, yakınları da üç ay boyunca mahkeme gününü beklediler. Yunus Özgür’ün kız arkadaşı, 5 Aralık’ta Gaziosmanpaşa Adliyesi’ne giderken tahliye beklentisi olmadığını söylüyor:

“Ne olacağını kestiremiyordum. Zaten her şey hukuksuz bir şekilde ilerledi, iddianamede yalan yanlış bir sürü bilgi vardı. Yine de, insan ne kadar kendini kötüye hazırlamaya çalışsa da bir umut taşıyor. Mahkemeye gitmeden evi temizledim, düzenledim, belki akşama kutlarız diye en sevdiği yemekleri yaptım. Tahliye kararını duyunca sevindim, şaşırdım, çığlık attım!”

Sevdiğini, içli köfte yaparak bekleyen bir kadının hayatından, “hiç bu kadar ayrı kalmamıştık” diyen bir adamın hayatından üç ay çalındı. Yunus Özgür gibi, köleliğe karşı çıkan 30 işçinin hayatından üç ay çalındı. İşsiz kalmaları da cabası.

Bu esnada ülkenin gündeminde, ünlü televizyoncunun boşandığı eşine ödeyeceği nafaka vardı, öyle mi?

Stand: 11.12.2018, 22:31