Özel | Exklusiv: Türkiye hukuk değil, Erdoğan devletidir | Die Türkei ist kein Rechtsstaat, sondern ein Erdogan-Staat

Der inhaftierte ehemalige Vorsitzender der prokurdischen Oppositionspartei HDP, Selahattin Demirtas

Sansürsüz Türkiye - Özel

Özel | Exklusiv: Türkiye hukuk değil, Erdoğan devletidir | Die Türkei ist kein Rechtsstaat, sondern ein Erdogan-Staat

Von Burhan Ekinci

Erdoğan, karşı hamlesini yaptı, bağımsız oldukları kuşkulu yargıçlar harekete geçti, Demirtaş hükümlü hale getirildi. AKP iktidarı, Avrupa Konseyi’ni karşısına almayı göze alamadı, “siyasi kurnazlık” yaptı.

Zur übersetzten und redaktionell bearbeiteten Fassung der Kolumne:

Türkiye Anayasası’nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti.... demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” ibaresi yer alır. Bu hükümler değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez. Türkiye, gerçekten demokratik bir hukuk devleti mi?

Son iki üç yıllık uygulama bile, ülkenin demokratik bir hukuk devleti olmadığını kanıtlıyor. Demokratik bir yönetim modeli olan kuvvetler ayrılığının esamesi okunmuyor. Yasama, yürütme ve yargı tek adam Erdoğan’a bağlı. Yasama sadece ve sadece Erdoğan’ın istemleri doğrultusunda hareket ediyor. Yürütme zaten 16 yıldır ellerinde. Son kale yargıydı, onu da ele geçirdiler. Artık bağımsız yargıdan, hukuki ve vicdani kararlar verebilen özgür yargıçlardan söz etmek, suya yazı yazmaktan daha zor. Türkiye artık bir hukuk devleti değil, Erdoğan devletine dönüştü.

Bu gerçek, yargıda yaşanan pek çok kararla bir kez daha tescilleniyor.

Bunun son örneği Selahattin Demirtaş davası oldu.

Demirtaş, 4 Kasım 2016'dan beri Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu muhalif bir siyasetçi. Hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” suçlamalarından açılan 32 dava var, 142 yıla kadar hapsi isteniyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Kasım’da verdiği kararda, Demirtaş’ın siyasi nedenlerle tutuklu olduğuna dikkat çekerek, bir an önce tahliye edilmesini istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” diyerek, yargıya açıktan müdahale etti. Yargıçlar talimatı almıştı. Daha önceden hazırladıkları planı devreye soktular. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Kasım’da Demirtaş’ın tahliye talebini reddetti. Bundan dört gün sonra ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 3. Ceza Dairesi, Demirtaş ile birlikte yargılanan Sırrı Süreyya Önder’e, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan verilen hapis cezalarına yapılan itirazı reddetti. Demirtaş’a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3 yıl 6 ay verilen hapis cezası onandı. Böylece Demirtaş ilk kez hükümlü hale getirildi. Bu karar bile hukuki kurallar çerçevesinde alınmamıştı.

Bölge Adliye Mahkemesi, 19 Kasım’da dosyayı raportöre sevk etmişti. Yani AİHM’nin kararından bir gün önce. 1600-1700 esaslı dosyalar henüz raportöre verilmemişken, sıra atlanarak Demirtaş’ın dosyası (Dosya No: 2018/2362 Esas) alelacele öne alınmıştı. Verilen ceza da hesaplanmıştı. Ceza beş yılın altında tutularak Yargıtay yolu da kapatıldı.

Telefonla görüştüğüm Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman’a göre muhtemelen AİHM kararı doğrultusunda Demirtaş hakkında tahliye kararı çıkar. Şeklen AİHM kararı yerine getirilmiş olunur ancak Demirtaş “hileli mahkumiyet nedeniyle rehin kalmaya” devam eder.

Avukatları olarak iktidarın hamlesine karşı neler yapacaklarını sorduğumda, “Mutlaka yapacaklarımız var tabii. Ama bizim operasyonel ve hukuk dışı ‘karşı hamlelerimiz’ yok” ifadelerini kullandı.

Öncelikle, hükmün kesinleştiği dosya için Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye başvuru yapılacak, ayrıca bu durum Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne rapor edilecek.

Mahsuni Karaman, iktidarın Demirtaş’ın bırakılmasını engelleme hamlesinin de ayrıca yeni bir AİHS’nin 18. madde ihlali olduğuna dikkat çekti ve yapacakları başvurularda bunu özellikle vurgulayacaklarını söyledi.

Demirtaş’a verilen cezalara ilişkin süreç, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlamıştı. Dokunulmazlık başvurusu AİHM’de bekletiliyor. Bu dosya Demirtaş’ın dosyasından önce AİHM’nin önüne gitmişti. AİHM’nin öncelikle dokunulmazlık konusunda değil de, Demirtaş’ın tutukluğuyla ilgili karar vermesi tartışma konusu. Karaman’a bunu hatırlattığımda, “Dokunulmazlık dosyasında bir ihlal kararı çıksaydı bu denli Ali Cengiz oyununa imkan kalmazdı. Tabii AİHM’nin tek günahı bu değil” dedi.

Karaman’a göre, AİHM Demirtaş dosyasında da çok geç karar verdi. Eğer AİHM, Demirtaş hüküm giydiği cezayı almadan önce bir karar verseydi, iktidar bu hamleden yoksun kalacaktı.

Avukat, “Çok geciktiler ve hükümete manevra alanı yarattılar. Hükümet, diplomatik ve bürokratik kanallardan AİHM’deki dosyayı çok iyi takip edip, ajandasını buna göre belirlemiş ve hazırlıklarını yapmıştı. AİHM’nin günahı büyük” ifadelerini kullandı.

Alman hukukçular da, “Demirtaş serbest bırakılmasın” diye başka davadan hükmünün onaylandığına dikkat çekiyorlar. İktidarın seçim öncesi Demirtaş’ın salıverilmesini engellemeyi amaçladığına vurgu yapıyorlar. Hukukçulara göre karar siyasi bir kurnazlık.

burhanekincii@gmail.com

twitter @brhekinci

Stand: 08.12.2018, 15:00